18 Mart 2015, Çarşamba
saat: 19:16


Vay be, resmen iş stresinden çatlıyorum bazen. Önceki işimde stresim yokmuş, yorgunluğum varmış. Şimdilerde ise, bu kadar streslenebildiğime şaşırırken buluyorum kendimi. Kurumsal firmanın getirilerinden biri de bu stres demek ki..

Genel resimde memnunum aslında. Stresimle başedebilmeyi, her zaman sakinliği koruyabilmeyi öğrenmeliyim. Aslında herkes sakin, sinirlenmeyen, streslenmeyen biri olduğumu söyler, di. Ama şimdilerde, dediğim gibi, bu kadar sık aralıklarla bu kadar streslenebildiğime şaşırıyorum. Söylediğim basit şeylerin bu kadar yanlış yerlere çekilebilmesi,
insanlardan müdürü olmadan iş istemenin zorluğu,
sakin denizin nasıl dev dalgalar yaratabildiği...
Hepsi bir sınav aslında, biliyorsun.

Hadi iyi yerlerinden bakalım, Stokholm e ikinci gelişim. (Avrupa'daki adamların mentalitesi görmek de beni geriyor ya neyse) Burada harika müzeler var. Adamlar yapmış. Çeşmelerinden akan su, bizim marketten aldığımız en doğal sudan daha güzel. Saçlarım ipek gibi oluyor burda duş alınca. Suyu içerken herhangi bir tadı vs yok. Hayat deli pahalı. Artık ne kazanıyorlarsa! :) Neyse, çizdiğim resim güzel olmadı. Yani bunu çizmek istemiyorum, hayır. Ama kahrolsun bağzı şeyler demeden edemeyeceğim!

yunanistan'da adam kravat takmaya gerek yok demiş, kimse takmıyormuş artık. Sokakta adamlarla konuşma şekli filan... O değil de istiklaldeki tkp ciler haklı mıydı yoksa, alsa mıydım yoksa o broşürlerden? Arkadaşımla buluşmama geç kalsam da olur muydu yani :D

Olgunlaşıyorum a günce, yaşlanıyorum yaw!

istanbul