|
23 Mart 2015, Pazartesi
saat: 08:12
dün polonezköye gittik. 15 yıldır istanbulluyum, ilk kez gittim. arabayla avrupa yakasından, ikinci köprü üzerinden 1 saate gidip akşam yine 1 saate döndük. inanılmaz güzel bir yer değil ama istanbul'da böyle orman içinde şirin bir kasaba havası yakalıyorsun biraz içlerinde. ve en güzeli, polonezköy'deki yerel bir işletmenin "hayvan bölümü" var. hayvanat bahçesi değil. çünkü hayvanların çoğu açık alanda senin yanı başında geziyor. midilliler, lamalar, atlar, ördekler, kazlar, kuğular, hindiler, koyunlar, kirpiler, yılanlar ve daha bir sürü hayvan.. tehlikeli olanlar, yeni doğum yapmış olanlar, kaçma riski taşıyanlar çitler ya da kafesler ardında bulunuyor ama hayvanların yarısından çoğu dışarıda ve hayvanat bahçesine gittiğinde her hayvanseverin yaşadığı iç burukluğunu yaşamıyorsun. bir sürü fotoğraf çektim. salıncağa bile bindim. korkmuyorsan, bu hayvanlara dokunup onları sevebiliyorsun da. ben sevdim. girişi tam 20, çocuk ve yaşlılara 10 lira, içeride yemekler biraz pahalı gibi ama yaşadığın bu olağandışı deneyimden sonra verdiğin paraya acımıyorsun. unutmadan.. ve tanrı dedi ki: "o konuyu biliyorum. o iş yaş!" dağılın. | ||
|
|
||