|
29 Mart 2015, Pazar
saat: 22:25
Hemen hemen her Pazar aynı hislerle evime dönüyorum. Bir şeylerin yanlış gittiği hissi. Aşk meşk konularında çok tecrübeli biri değilim. İnsanların benden çok hoşlandığı olmuştur. Her insanın sevgisini farklı ifade ettiği muhakkak ama özde pek fazla değişiklik olacağını zannetmiyorum. Kadınlık altıncı hislerimin yanıldığını da sanmıyorum. Konduramıyorum. Daha kötüsü onunla yüzleşmeye korkuyorum. O nasıl benimle yalnız kalmaktan korkuyorsa ben de risk almaktan korkuyorum. Tabi ki onu kaybetmekten korkuyorum. Kimseyi sevemem ben doğamda yoktur. Bu adamı seviyorum. Geçtiğimiz hafta yan yana yürürken içimden söylemek geldi ama kendimi tuttum. Bugün içimden gelmedi. Sevmediğimden değil benden uzak durduğundan. Ve saçma sapan hareketlerinden tabi. Benden kaçışlarından. Benim gönlüm kolay kolay meyletmez kimseye, bunu herkes bilir. Zor olanı sevmekle bir ilgisi yok. Ama haklı olduğumu bana tefhim etmesine katlanamam. İlk defa kadınlık egosuyla da bir ilgisi yok. Giderse benim dünyam yine bomboş olur. Yine ofisteki insanlardan ne kadar nefret ettiğim düşüncesiyle meşgul olmaya başlarım. Çirkin hırslarım konuşabildiğim tek konu olur. İçimden kimseye sarılmak gelmek o zaman. Kendimi beğendirmek için kuaförlere de gitmem. Bana kız kardeşiymişim gibi davranıyor olmasına rağmen. Bir statüdür insanın sevgilisinin olması. Ben onun kontenjanını mı dolduruyorum? İki üç hafta öncesinde böyle değildi. Bir ayda duygularını tükettiyse diyecek hiçbir şey yok ve benim için bu kadar da değerli olmamalı. Ama aynı girdaba sittin sene girmem, bir daha girmem. Birinci ayın sonunda iki senelik bir ilişkinin sonuna girmiş gibi "artık beni sevmiyor mu" girdabına girmem. Zordur bilirim. Kanser gibi bir şeydir. Bitmek bilmeyen, hiçbir şeye de değmeyen, karşındaki insanın değerini bitiren, kendine saygını azaltan uzun süreli ızdırap. O topa girmem. Beni sevemediği için onu suçlamadan, olgun bir şekilde hayatıma devam ederim. Tahminimce çok üzülürüm. Çünkü onu daha çok sevmek istiyorum. Dedim ya benim kalbim su aygırı gibi pek hareketli değildir. Herkesi sevemem. Belki de onun problemi bu. Hani yükseleni koçtu ya. Fikriciğim ya içindesindir çemberin ya da dışında. Bir daha ne zaman görüşeceğiz adam akıllı Pazartesi mi Çarşamba mı bilmiyorum ama göze alıp yüzleşeceğim kendisiyle. Sevmiyorsa da hak ettiğim boktan hayatıma devam ederim be günce. Yine bir gün benim de seveceğim birinin beni seveceği ideasıyla günlerimi, aylarımı, yıllarımı tüketmeye devam ederim. | ||
|
|
||