06 Nisan 2015, Pazartesi
saat: 21:30


Şimdi bi kadın arkaaşla konuşuyoz. Feminist olduğundan ortalamanın üzerinde anlama kapasitesine sahip olmasına karşın, kadınlığı ve feminizmi güzellemeyen erkeklere yönelik bir önyargıyı barındırıyor. Yani, kadın-erkek eşitliğinin tüm maddi koşullarının mevcut olduğu 21. yy'da erkek ya da kadın olsun, bunu desteklemeyen geridir, net. Ama ben bunu her konuyu eşelediğimde ayrıca belirtmek zorunda değilim. Çünkü Judith Butler ve benzerlerinin post-stuktrasasdfakldfist osuruklarına alkış tutmak zorunda değilim.

Neyse bu entel girişi yaptıktan sonra mevzunun avam kısmına geçelim. Şimdi bana "sakallı kadının özgüveni" gibi paylaşımlar, evet, gayet tiksinti verici geliyor. Bu tiksintinin öğrenilmiş olup olmadığını tartışırken "kilolu bir kadını mı yoksa uzun bacaklı ince belli kadını mı tercih edersin"'e geldi konu. Yahu dedim, gerçekten reklam ajansları dışında bunu bu kadar abartan servis eden başka bir bok yok. Hanım kızımız minyon, hafif balık etli. Şimdi diyemiyorum ki "minyon avratlara bayılırım, ne güzel evrilip çevrilir" diye. Gerçekten de öyle "uzun bacaklı olsun şöyle olsun böyle olsun" diye kalın çizgilerle belirlenmiş tercihlerimiz yok arkaaşlar. TV'daki belgeselde gergedanın götünü görüp "off böyle götlü bi garı istiyom işte" diyen, gayet eli yüzü düzgün, hijyenine önem veren bi arkaaşım var mesela.

Ha şundan emin olmalı kadınlar. Saçınızın ya da ojenizin rengi, ne bileyim kıyafetiniz falan bizde sanıldığı gibi "cinsellik dışı" bir estetik duyum yaratmıyor. Kadın estetik objemiz değil, cinsel objemizdir. Dolayısıyla güzellik, çoğu zaman eşittir cinsel çekiciliktir. Bunu da hanım kızımıza başka bir günkü muhabbetimizde aktarmıştım da reddetmişti.

Ele işte. içimde patlamadan yazayım dedim.

istanbul
hosting