|
16 Nisan 2015, Perşembe
saat: 07:41
Şimdi soykırım gündemi var ya ortalıkta, tam bir rezalet, çöplük. 100 yıl önce dedelerinin böyle bir vahşete katılmayacağını düşününen, acayip bir "ulusal gurur"la dolu orta sınıf kütle var. Bugün Samsun'da domuz linç eden, Bursa'da ördek siken, Osmaniye'de bahçesine sıçıp götünü taşa silip atan bir halka sahip olduğumuzu unutuyor bu kütle. Biz Ankara'lılar pek Ermeni vatandaşla karşılaşmamışızdır hayatımızda. Hepsi ya İstanbul'da ya da Antakya'da yaşıyor bugün. Ankara'da Ermeni hiç olmamışlığından değil, varsa da kaçtıkları için. Yoksa Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün tapusu da bir Ermeni'ye aittir, o bile gasp sonucudur. Şansıma bana bu bilgiyi veren Ermeni bir hanım kızımızla çok güzel bir dostluğum oldu son 4-5 yılda. Hâttâ bir gün annesi buna Meryem Ana kolyesi vermiş, ben de görünce "anaa ne ilginç lan filmlerdeki gibi amk" demiştim. O kadar yabancıyız bu tip şeylere. Kız ateist gerçi de, ama düşünsene Hristiyan bir sembol, ki bunlar Anadolu işi tamamen. E biz Ankaralılar için en olağan dışı insan tipi Sivaslı Alevidir, Ermeni'yi geçtim Kürt bile yabancıdır bize. Son günlerde İlber Ortaylı epey bir revaçta tabii. "Bok kurarsınız" dedi ya, bir anda her dediği doğru bir ilah hâline geldi. Dün sosyal medyada bir kızımızla bu konuda bir tartışma içersinde buldum kendimi. İlerici bir kadın olduğu için kadını kazanmaya yönelik bir üslup kullandım. Ama gel gör ki "tarih konuşsun emperyalizm değil" klişesini tekrarlayıp durdu. Ben "tarih zaten konuştu" deyince, "Ama İlber Ortaylı vıdı vıdı" diye çıkıştı. Evet, "bizim millet tarih bilmez" derken İlber'i alkışlayan tip, tarih bilmeden zart zart atıyor. Rahmetli annanemin Ordu'da Ermeni komşusu varmış. Asıl adı Santuh da, annanem "Sanduk teyze" dermiş. Anlatırdı annanem, "Sanduk teyze bi salavat getur" dermiş, o da "eşhedü diye başlar "Muhammed'i sür Allah" diye bitirirmiş, annanem de "vııyy demedum say, tamam tamam" dermiş. Yani, din üzerine bir Hristiyan'la Müslüman, bugün linç sebebi olan geyik muhabbetini yapabiliyormuş 50-60 yıl önce ve gayet güzel komşuluk ilişkileri varmış. Gene bir hikâye. Yukarıda bahsettiğim Ermeni kızımız da Ordu'lu olduğu için o da anlatır. Şimdi Anadolu'da adettendir, her genç eşek siker. Bir gün Ermeni köyünde bi genç için böyle bir dedikodu çıkmış, çocuk intihar etmiş. Yanıbaşındaki Türk köyünde ise "eşşeğe mi hallendin lan" diye takılırlar. Normaldir çünkü. Kültür farkıdır. Demirciyan, Tabakçıyan, şu bu. Hepsi zanaat ustasıdırlar, ondan soyisimleri böyledir. Türkler ise zorla yerleşik hâle getirilmiş göçerlerdir. Selçuklu ve Osmanlı çok uğraşmış Türkleri yerleşik yapabilmek için. Yapmadığı zulüm kalmamış zavallılara. Eni sonu reâyâ oluvermiş, bir çift öküzle asker beseleyen küçük köylü oluvermiş. Bugün Türk Sanat Musikisi dediğimiz eserler, Bizans Seküler müziğidir mesela. İstanbul'un fethi bu kültürü bize kazandırmış, ne güzel. Bu müziğin notasyonunu, yani kağıda ilk geçiren de bir Ermeni'dir. İlk matbû yayın da Ermenicedir. Uzun lafın kısası, Ermeniler olmasaydı, bugün sahiplendiğimiz hiç bir kültürel mirasın büyük çoğunluğu mevcut değildi. Peki ne oldu bunca insana? İşte bu soruyu sorabiliyorsan, ortada vahim bir şeyler dönmüş demektir. | ||
|
|
||