01 Mayıs 2015, Cuma
saat: 05:02


Bütün gece direndim de şimdi kalktım bir bardak viski doldurdum kendime. Tam o an bir yandan da camdan uzaklara baktığımı farkettim. Güldüm. Evet bu akşam böyle bitmeliydi. Git gide holivud klişesine dönen hikayeme yakışır biçimde ben de bir klişeydim artık. Sevdiği adamın başkasıyla mutlu olduğunu öğrendiği an kalkıp kendine bir bardak viski koyarken ufka dalan kadın. Histerik bir kahkaha attım. O anın ruhu onu gerektirdiği için.

Eskiden viskiden ilk yudumu aldığımda içim kalkardı, yüzümü ekşitirdim. Kokusunu bastırmak için kolayla içtiğim de oldu. Şimdiyse içmeden derin bir nefes alıyorum, kokusunu içime çekebilmek için. Çocuğunu koklayan anne gibi. İlk yudum. Boğazımdan aşağı kayarken bütün vücuduma dalga dalga yayılan o hissi çok az şey veriyor hayatta. Hani bir adam elini ilk kez tuttuğunda olduğu gibi.

Belirli bir süre yalnız yaşadıktan sonra aile evine dönünce çok bocalıyor insan. O eve ait değilsin artık. O evden başka bir ev evin olunca, o ev evin değil. Sokaklarda yaşamasan da evsizsin, anahtarlar emanet. Düşününce şimdi barınakta yuva bulmayı bekleyen köpek gibisin işte. Ne içeride ne dışarıda.
Aşktan düşünce de (aşktan düşmek lafını çok seviyorum) aynı böyle oluyor insan. Bazı insanların birinden ayrılmadan başkasını bulmasını çok iyi anlıyorum. İki aşk arasındaki boşluk insanı tüketiyor. Tamam hayatta hep yalnızsın ama daha da yalnızsın. Ve tünelin sonunda ışık yok. Yanlış anlama varlığımı bir erkekle tanımlamıyorum lakin aşk anlamını pekiştiriyor insanın.

Bu akşam evde yalnızım. Hayatta da yalnızım zaten.

Bunları neden yazdım bilmiyorum. Bir bardak daha doldurdum. İçimden ağlamak geldi. Gözümden bir damla düştü. Uzaklara bakıp gülümsedim. Klişe olmak bunu gerektirdi.

istanbul
hosting