|
04 Mayıs 2015, Pazartesi
saat: 15:41
Gece nasıl uyudum bilmiyorum. "Hoe art made the world" diye bi belgesel izliyodum. İçim çöktü gene, sonra bu durumla ilgili makale okumaya başladım. Neden? İnsanın bu tip durumlardan kurtulmasını hiç bir şey sağlayamaz, ama yine de yaşama güdüsü, ve bu güdüye ait bilişsel fonksiyonları çalıştırmak gerekiyor. Bir kere ayrılık öncesi rahatlığın verdiği hiç bir zevk veren uğraş artık zevk vermiyor. Uyku yok şu yok bu yok. İki seçenek var, ya kendini sanata sepete verecen -varsa yeteneğin gitar çal, şarkı söyle resim yap-, ya da mevcut durumu rasyonalize etmeye çalışıp "kendini anlamaya" yöneleceksin. Karakalem yıllardır oldu yapmayalı, bi de kafada yaratıcı bi kompozisyon yok, ne bok yiyim elf mi çizeyim amk? Oturdum makale okudum ben de. Ne sikime böyle oluyoruz ayrılınca. Beyinde bissürü nörotransmiter falan akıyor ama arasında serotonin yok, o yüzden yarak gibi oluyon. Ama ilginç bir şey var. Beynin anasınınamısal vıttırı lobunda acının tanımlandığı bi bölüm var, bir de gene beynin zıttırıbırı frontal korteksinde de bu acıya yönelik kişinin strese girip girmeyeceğine karar veren bir bölüm varmış. Mesela hayvanlarda ikinci bölüm alındığı zaman, acıyı hissediyor falan ama hayvan önemsemiyor, sallamıyor acıyı. İnsan dilinde acı, her dilde aynıdır. Fiziki acı için de "pain" dersin, aşk acısı için de. Tabii grief falşan var da, şimdi sallıyorum ama büyük oalsılıkla doğrudur, farklı köklerden ingilizceye geçtiği içindir.. Bizdeki "uygun"la "müsait" gibi. İşte aşk acısında da, fiziksel acıda da beynin tamamen aynı yerleri uyarılıyor/aktive oluyor. Aşk acısı derken, her türlü sosyal dışlanma stresi anlayın siz. Farklı yoğunluklarla da olsa evlat/akrabayı kaybetmenin acısı, sürgün vs hepsini ekleyin. Benim durumum aşk acısı olduğu için öyle diyom. Yani, "aman senin ki de sorun mu, en azından sağlıklısın hayatta ne acılar var" falan deyip aşk acısını küçümsemek yanlış. Üstelik ayrılığın verdiği acının şöyle bir sıkıntısı daha var. Fiziksel acıya göre çok daha kalıcıdır. Atıyorum, kemiğiniz kırılır, bok gibi canınız acır. 2 ay sonra o günlerin fotoğrafını çekmişseniz gösterin, "lan ne canım acımıştı" der geçersiniz. Ama sizi terkeden sevgilinizin resmini 1 yıl sonra görseniz bile sizde gene stres uyaranı etkisi yapar. Neyse. Nasıl uyudum bilmiyorum diyodum, az uyudum ama sabah erkenden kalktım Ulus'a gittim. Engelli Kimlik Kartını aldım, ordan EGO'ya gidip otbüs kartı çıkarttım. Otbüslere beleş biniyorum. 6 Mayıs onun doğum günü. Sembolik bi hediye aldım, normalde çok hoşuna giderdi. Ama hiç hediye almadım kıza, hiç bi sevgilime hediye almadım. Aslında ne kadar bu durumumu kabullenseler de içten içe hep bir sürpriz istediler. Ama ben öküzüm. Çok geç kaldım bunun için ama, en azından finali güzel yapayım dedim. Ha hiç umut yok mu, elbette var. "Belki geri döner"siz aşk acısı olmaz. | ||
|
|
||