|
05 Mayıs 2015, Salı
saat: 18:19
Vuuuu! İçiyom! Evde dibi görmüş bi viski buldum anasını siktim! "Viski sevmiyorum" diyenlere bir uyarı olsun: Lan mal, tadı için mi içiyoz? Kafası için. İki parmak bile adamı güzel yapıyor. Önemli olan da bu. Volga Volga dinleyerek başladım serüvenime. Hem söyledim, hem dinledim. Amk, hiç romantik olamıyom. Sonra Kızılordu korosundan ne varsa sevdiğim onları dinledim. Singapur'da yaşayan çocukluk arkadaşım, haberi duyunca beni aradı. Temmuz'da temelli geliyor. Lan olm dedim, şimdi Volga nehrinin kıyısında böğürmek vardı içip içip dedim. Bebe hemen "olm sen bak biletlere, ben çekerim, gidek Stalingrad'a dedi. Şimdiki adı Volgograd. Hiç yurtdışına çıkmadım ben. Ama Dünya'da başkentleri geçtim, hangi şehir nerede bilirim. Rusya'daki İrkutsk'tan, Güney Amerika'daki Vela Cruz'a kadar. Ama hiç bu sikik ülkeden çıkmadım. Rusya'ya gitmek benim için hacca gitmek gibi olurdu. Şimdilik hâlâ bi hayâlden ibaret, ama güzel işte. O muazzam elinde kılıç kadın heykelini görmek, Pavlov'un faşistlere mezar ettiği "Pavlov'un Evi"Ni görmek. Ve Volga nehri. Şolohov'dan Tolstoy'a kadar okuduğum o Volga nehri! Ne güzel olurdu. Bugün bunun hayaliyle güzel güzel geçti zaman. Sağolsun kankam. Belki olmaz ama bu elem günleri geçirmeme biraz yardımı dokundu ya. Yeter. Ama işte hayat. Param yok, iş yok. Yaş 33. Ama hayal kurmak yasak değil ya. Kız da bu yüzden yol vermedi mi bana? Yoksa en büyük hayaliyle benle orayı burayı gezmek. Her seferinde "dur benim ne bok oalcağım belli değil" diyerek erteledim. Yok. Hayatımda, kendim için harcadığım hiç bir emek bir artı-değere dönüşmüyor. Artı-değer demek kâr demek. Birisinin kâr etmesine neden olmuyorsan yoksundur, hiçsindir. Kapitalizm böyle bir şey. Neyse sikmişim kapitalizmi. İnsanlar güzeldir. Ayrılsalar bile. | ||
|
|
||