11 Mayıs 2015, Pazartesi
saat: 12:07




Sonunda yaz geldi, gömleklerimin kollarını kıvırmaya başladıysam ve gözlüklerin neden olduğu amele yanıkları belli olmaya başlamışsa sezon açılmıştır..

Dün hanım ile dolanalım dedik, moda tarafında kahvelerimizi alıp çimlerin üzerinde uzunca sohbet ettik. yaza geçiş ve uyanış çevremdeki herkes için ek bir motivasyon ve sevinç kaynağı iken son 3 senedir bende neredeyse tam tersi bir etkiye neden oluyor. uzun süredir İstanbul'da yaşayan insanlar için bu durum belki de geçerli değil lakin ben bu mevsimden kumsalda uzanıp kafa dinlemeyi anlıyorum. insanlar tam manası ile kafayı yemişler. tüm konsantrasyon yarım milyonluk evleri nasıl alabileceklerine dair planlar yapmak üzerine kurulu.

yahu hayat geçiyor. Ege'ye alışmış ve orada yetişmiş insanların temel beklentisi bu sanırım. bir an önce sistemi kurup geri dönmek. M. de aynısını söyledi. 3-5 sene içerisinde yaptığı işte iyice ilerleyip, memleketinde bu işin kompedanı olmak ve akşamları dingin bir şekilde noktalamak. ben ise sanırım buraya evlenmek için geldim. hem de memleketimden birisiyle :) nasıl bir çelişkiyse Ada'da muhtemelen evlenemeyecektim. bu şehre gelme nedenim kanımca bu.

geri dönüş için feci bastırıyorum. tüm kanalları devreye soktum. hayatımda yer alan kim varsa bu hamle hepsi için çok iyi olacak. hislerim bu yönde. son birkaç senedir olaylar öyle eşleşiyor ve üst üste geliyor ki sonraki adımda da gelişmeler olumlu olacak gibi.

Dün anneler günüydü. yazıyı okuyanlardan bu duyguyu tatmış olanlar varsa bu güzel günlerini tekrar kutlarım. 6 sene önce annemi kaybetmiş biri olarak bu duruma alıştım. eskisi kadar depresif değilim ve neredeyse tamamen kabullenmek üzereyim. artık evli bir adam olduğum için ulvi görevlerimden biri de özel günlerde ihmalkarlık yapmamak. kayın valideyle konuştuk. başka birisine "anne" demeyi yadırgıyorum. o kadar iyi niyetli ve yardımsever ki buna alışmak çok zaman almayacak. daha sonra anneler günü vesilesiyle halamı aradım. babamla birlikte olduklarını söyledi. teyzeleri alzheimer. o an yanlarında olduklarından konuşamadım. kadıncağız ölmek üzere. 10 dk geçmeden Elvis aradı. "anneni ziyarete geldim çiçek aldım, telefonu bırakıyorum su doldurana kadar konuş anton" demesin mi ? yarım saat sonra D. ile evden çıktık zaten. acaba aramam gereken biri kaldı mı diye düşünürken 2 ay önce kaybettiğim ve çok sevdiğim B.'nin annesini aradım. o da Y. abi ile mezarlıkta olduğunu ve "bişeyler söylemek isteyip istemediğimi" sordu. :)

Dün galiba bu hayattan gidenlere telefondan da olsa bir mesaj vermem gerekiyordu. anneme onu çok sevdiğimi söyledikten sonra B.ye de " haftaya Adadayım amcammmmm, pazartesi akşamı beraberiz" diyerek telefonu kapattım :)

herkese güzel bir hafta diliyorum...


istanbul
hosting