|
11 Mayıs 2015, Pazartesi
saat: 15:07
Çektikçe uzayan etekler, hobisi büyük yapıları (hastane, okul vs) yakıp sonra onları küllerinden tekrar yaratmak olan isveç çakısına benzeyen canavarlar, yaşlandıkça tekrar yaşını geri alarak gençleşen karizmatik yaşlılar (sanırım büyücüydü bunlar. Eteklerini çektikçe uzatan kadınlardan biri de Cate Blachhett'e benziyordu. "Ne diyorsun sen ya?" diyebilirsin günce. Bunlar benim rüyamda gördüklerim. Bir gece önce de rüyamda asansörle bir sürü prezervatif taşıyordum gizli saklı. İnan bana ben de anlamlarını hiç bilmiyorum bu rüyaların. Bilinçaltımdaki bazı şeyleri yansıttığı açık, onu ben de biliyorum ama kafamda sorun yaratan her neyse göremiyorum, bulamıyorum, bunun için de çok kafa yordum. Sanırım son seçenek bilinçaltımın bir çöplük olduğunu kabullenmek. Dün çok mutsuz olduğum için de görmüş olabilirim bu rüyaları. Dün annem bir lafıyla beni öyle üzdü ki, duşta da ağladım zaten. İntihar etmeyi düşündüğünü söyledi bana, çok yorulduğunu, içindeki kırgınlığın, mutsuzluğun onu bu noktaya kadar getirdiğini anlattı. Telaşla onu bu düşünceden vazgeçirmek için birkaç şey söyledim ama etkili olmadıklarını biliyorum. Doktoruna da bahsetmiş bu düşüncesinden eminim daha iyi hissedeceği haplar verdiğine ama sanki elimden bir şey gelmiyormuş gibi hissediyorum. Bir dönem ben de uzun uzun düşündüm intiharı çünkü, biliyorum. Arkadaşlarıma da bahsetmiştim bu düşüncemden, onlar da benzer şeyler söylemişti ama pek farketmemişti benim için. Bir gün yine duşta bu fikri derin derin düşünürken gözümün önüne bir hikaye geldi: Nihayet intihar etmişim ve benim cesedimi evden çıkarıyorlar. Davul gibi şişmişim, morarmışım, ölmeden önceki ben ile alakasız bir beden bu. Buz gibi çirkin bir beden. Annem, kardeşlerim, sevgilim beni görüyor ve yıkılıyorlar. Ve ben kendimi öldürerek onların bütün hayatlarını çalıyorum, bir daha eskisi gibi içten gülememelerine sebep oluyorum, sanki kendim ölürken onları da kötürüm bırakıyorum. Bunu düşündükten sonra yine kendimden nefret ediyorum. Buna hakkımın olmadığını düşünüyorum. Bu hikaye benim için bir milat oluyor ve bir uzmana görünüyorum. Düştüğüm yerden kalkıyor ve devam ediyorum. Yine düşüyorum, yaşamak istemiyorum bazen ama intiharı bir daha hiç düşünmüyorum. Bazen kendim bile inanmasam da "Nefes alıyorum, yaşıyorum, demek ki her şey değişebilir" diye ümit veriyorum kendime. Yaşlılığımı merak ediyorum. Çocuğum olacak mı, nasıl olacak, neye benzeyecek, annem onu nasıl sevecek, eşim yaşlanınca nasıl olacak, ne kadar huysuzluk yapacak? Hiç bir şeyim kalmasa, çiçekler, ağaçlar ve deniz var. Bunları bile doya doya izlememişken, resimlerini yapmamışken, kokularını doya doya içime çekmemişken nasıl ölmek isteyebilirim? Anneme bunları anlatsam o da vazgeçer mi günce? O da sevdiklerini, bırakmak istemediklerini hatırlar mı sence? Hayatımdaki en kutsal insanı kurtarabilir miyim? Gücüm yeter mi buna? | ||
|
|
||