18 Mayıs 2015, Pazartesi
saat: 11:32


Avrupa kitasi oyle bir yer ki, Norveç'in "Dikkat (tas dusmez ama) kutupayisi cikabilir" tabelali Ny-Ålesund karayolundan guneye dogru indikce, insanlarin trafik kurallarina olan saygisi sanki bir radyoaktif eksilme fonksyonu takip eder gibi azaliyor. Medeniyet de ayni sekilde...

Almanya'da tek derdi "aman, otoparkta arabanin kapisini acarken yandaki arabaya dokunmayayim" olan ben, kendimi Strasbourg'da milleti "sari isikta hizlica gecer mi bu?" diye kollamaya baslayip, Bordeaux'da ise bir satranc ustasi konsantrasyonu ile sinyal yakmayi bilmeyen gerizekalilarin bir sonraki hareketini tahmin etmeye calisirken buluyorum.

Ehliyeti Almanya'da da gecerli hale getirebilmek icin girilen sinavda Almanci Turkcesi ile yazilmis (yani benim simdiki Turkçeme cok yakin) talimatlari okurken dikkatimi ceken bir madde hatirliyorum: "stop" tabelasini gorunce durmak yetmiyor. 4 teker de duracak... ulan salak 4 teker de durmazsa "stop" degil ki zaten o! Fizik bilimine yeni bir boyut mu kazandirmaya calisiyorsun? N'apiyorsun?

En son Izmir'de bir taksiye bindim ve resmen olecegimi dusundum. Sanirsin ki adam bir aksiyon filminde dublor falan... Europapark gibi atraksiyonlara hic gerek yok, o parayla Izmir'de en az 10 kere taksiye binersin. Ama en azindan Turkiye'de serit falan var, Kahire'de o bile yok mesela...

Insanlarin trafik kurallarina olan saygisini bir nevi "medeniyet" seviyesiyle esdeger goruyorum. Cunku bence "medeniyet"in bir tanimi da karsindaki insanin guvenligine, canina ve bedensel butunlugune saygi gosterebilme yetisi. Buna "bana ne lan!" demeye basladikca ve bunu toplumsal bir tutarlilik haline getirdikce ilkellesiyorsun.







istanbul
hosting