18 Haziran 2015, Perşembe
saat: 02:17


Her insan depresyonda olduğunun bir nebze farkındadır fakat depresyondayken kendine uzaktan bakamaz.Fakat o korkunç süreç bittiğinde sanki içimizden hem öncekiyle aynı hem de çok daha olgun biri çıkıyor ve yükselip bize bakıyor,el sallıyor,gülümseyerek vay be,bu da bitti,bu da geçti,baksana kendine,parlıyorsun yeniden diyor.
Hakikaten bir türlü yönümü bulamadığım 2 sene geride kaldı,ilk sene neyse de,ikinci sene çok zorladı,sıyırma noktasına geliyordum artık.İçimden bir ses hep geride kalacağını söylüyordu yaşadığım zamanın fakat bir türlü dün olmuyordu o günler.Şimdi o halimde her zaman elimi tutanlarla bir iki şarap devirdikten sonra taklidimi yapıyoruz.Tom Waits'e takmıştım bir ara,Dead and Lovely dinleyip yüksek yerlere çıkar,saatlerce aşağı bakardım,biraz creepy,fakat sarhoş insanlar o anı canlandırınca komik oluyor-muş.
Her şey o kadar kusursuz ki hayatımda.Güzel paralar kazanmaya başladım, akademik hayatımın zirvesinde olabilirim, hakikaten boş ve gereksiz,kendine faydası olmayan insanlarla doluydu çevrem,harika sınırlar çektim,üç-beş güzel,eski dost,harika bir sevgili.Her anlamda dolu dolu geçen şu iki ay,yerini iki haftalık bir dinlenme sürecine bıraktığı ve ben de bu sürecin ikinci gününde olduğum için,yine kendimi kusursuz giden her şeyi sorgularken buldum.Şaşırdım mı? Hayır.
Tanrı olsaydım, içimdeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için,içindeki boşluğu doldurmaktan aciz şeyler yaratmazdım.Belki de yaratırdım.Bencillik var biraz,farkındayım.Fakat Tanrı olsaydım bencil olur muydum? Sanmıyorum.
Neden bugün bu saatte buraya yazasım geldi biliyor musun? En az iki senedir görmediğim bir arkadaşımın dört beş sene önce dinlediği şarkılara denk geldim,hakikaten tesadüfi bir olaydı.Zamanında ne dinlediğine,ne izlediğine,ne okuduğuna hiç dikkat etmediğimi fark ettim.Sonra kızı düşünmeye başladım,sabahlara kadar itlik serserilik yaptığımız,sabahlara kadar film izlediğimiz,dertleştiğimiz,halıya yatıp ayaklarımızı karnımıza çekerek kahkaha attığımız.Tüm bu anıları hatırlıyorum,fakat sadece kendimi görüyorum gözümü kapattığımda.O yok,biri çok kötü bir şekilde sansürlemiş gibi.Bi an çok kızdım kendime,bir insanı tanımadan nasıl yıllarca vakit geçirebilmişim,hadi geçirmişim,nasıl bu kadar kolay silinmiş?Sonra fark ettim.Kitaptaki alıntıdan farklı olarak,ben Tanrıyla aramızda bir benzerlik olduğunu düşünüyorum.Biz de yaratıyoruz,tahammülfersa boşluk mu,her neyse işte,onu doldurmak için.Bir insanı alıyoruz,kafamızda şeklini veriyoruz,bir puzzle haline getirdiğimiz hayatımızda bir yer edindiriyoruz.Yerinden çıkıyor,kayboluyor,tozlu bir rafta,cilalanmış iğrenç bir kutuya falan kaldırılıyor,bilemiyorum artık,orası insandan insana değişiyor herhalde.Fakat o boşluk asla dolmuyor,tıpkı Tanrınınki gibi.Biçim değiştiriyor, zaten rastgele bir kitap alsanız elinize, mutlaka biçim değiştiren o tarifsiz boşluktan söz edilmiştir.Vaov diye okuruz o satırları,iki saniyeliğine aydınlanırız.Bazen aklımıza gelir o satırlar,bir internet sitesine girip bi şeyler karalayacak kadar ilham verebilir hatta.Vesaire.
Öyle yani,sıkıldım,bağlamayacağım bir yere.
Heyecan veren her şey,herkes boğuyor beni sonunda bi de.
Boğuluyorum, fakat bir türlü kıyıya vuramıyorum.



istanbul
hosting