18 Haziran 2015, Perşembe
saat: 22:57


Evet, epey zaman olmuş yazmayalı. I'm back!

Hızl gelişmeler oldu. Önce son güncede bahsettiğim arkadaşın yanında sondaj ameleliği yapıp yevmiye aldım. Sonra başka bir müteahhit arkadaş aradı beni ve "gel yanımda çalış" dedi. "Yanı" İzmir Bornova'nın dışındaki bir şantiye. "Teknik Ofis Sorumlusu" oluverdim. Maaşla ilgili bir kompleksim yo, yazayım 1500 lirayla başladım işte.

Müteahhitlerin arasındayım. Hani şu AKP'nin başımıza adam diye çıkardıkları işte. Hepsi işçi düşmanı, hepsi sahtekar, hepsi ahlâksız. İstisna vardır elbet, ama henüz karşılaşmadım.

Önce, patronun Özal zamanında ilk zenginleşen müteahhitlerden olan babasının uzun uzadı boş, "delusion of grandeur" semptomlarının hepsini gösteren anılarını, dünyaya bakışını dinlemek zorunda kaldım. Türk sağının tipik bütün özelliklerini taşıyor. Yediğimiz yerde metresinden bahseden, bunu farketmeden yüksek sesle anlatan, grev yapan işçilerin nasıl hadlerinden gelindiğiyle övünen, Kürt coğrafyasında "teröristleri" nasıl hacamat ettiklerinden bahseden bi herif.

Tabii patron üniversiteden yakın bir arkadaşım olduğu için bu babasıyla da sohbet etmişliğimiz var. Tabii, sohbeti, hele hele gerici düzeyleri asla yanıtsız bırakmam. Asla taviz vermedim düşüncelerimden. Bu arada sakın "siz bilmiyorsunuz, siz yaşamadınız" gibi tripleri ciddiye almayın. Kitaplarda okuduklarınızla aynı her şey. Ve çoğunlukla bu patron bozuntuları bu laklakı sizi pıstırmak için yapar. Yoksa bi sikim tecrübe ettikleri yok. Ha varsa da o sadece işçiyi sikmenin tecrübesidir. Onu söyleyeyim.

Neyse bu çirkinliğin içerisinde, şantiye usulü iznim olmadığını belirteyim. Göt kadar ofiste bütün gün oturuyorum, arada araziye gidiyorum, emir alıyorum vs. Bunlar normal. Ha odam bile yok, patron "kankamla" aynı odada kalıyoz. öğrencilik zamanındaki gibi. Şu anda yalnızım, çünkü patron olacak ibne "masaj salonuna" gitti.

Ha bu arada bu çocuk nişanlı, kz da ayrı bi bela, onu sonra anlatırım. Velhasıl, masaj salonuna gitti ama, kızla cimâ edderken kız "çok büyük seninki, nerde büyüttün bunu" demiş. Sonra elle boşaltmış bizimkini. Bizimki mutlu tabii. Ekşi sözlükten baktım, bu "mutlu son" dedikleri şey genelde elle yapılıyor. Muhtemelen "çok büyük acıyor" diyerek el olayına sokuyor kadınlar erkekleri. Erkekler de mal gibi "sikim kocaman" diye geziyor. Şimdilik kendisine bunu sylemedim.

Neyse, bu patron denen çocuk ayaklı yalancıdır. 2 lafından biri yalandır. Mitomaniyi okuyun, aynı semptomlar. Benim marksist olduğumu bilir, tartışırız vs. Burada işçileri nasıl sikmemiz gerektiğini, dürüstlüğün işe yaramadığını, şunu bunu anlatıp durdu. Güya beni gazlamaya çalışıyor. Bu şekilde çok büyük para kazanabilirmişim. Doğrudur da. Bu da yetmemiş gibi, ortam zaten kadın düşmanı. Hepsi evli ama evlilik büyük pişmanlık, metresler, orospular, eskortlar gırla. Üstüne bir de kendi eşlerini çekiştirmeler. Kadınlara şyle yapacaksınlar falan. Bugün beni de çağırdı, "sen de gel Muşkenu, bak şöyle böyle".

Fısss. I am incorruptible! Patrona dedim. "Bak dedim, ben ilkeli, ahlaklı biriyim. Baban gibi senin gibi değilim, olamam da. Beni ben yapan değerlerimdir, başka hiç bir sıfatım değil. Ben buraya iş öğrenmeye, tecrübe kazanmaya ve hayatımı idame edecek yeterliği sağlamak için geldim.Bu insanların, sen de dahil hepsi rezil, ben bu çirkinliğin içine çekilmem" dedim. "Ya muşkenu sen bu kafayla ilerde eşin olacak kadını da süründürürsün kendni de" yok efendim "kadınına istediklerini alamayacaksın vs."

Lan yarram, gidiyon niişanlın var, ona para yediriyon, orospuya para yediriyon, her pislik ahlaksızlık sende. Bana yaşam dersi veriyor. Amına kodumun oğlu!

Kendime güvenim geldi. Burada ilke mücadelesi veriyorum. Hem de para kazanıp iş öğreniyorum. Hayatın kendisinin, benim duruşumu haklı çıkardığını görüyoorum. Ve evet, kendimle vünmeye hakkım var.

Söylemeden geçemeyeceğim. 2 haftadır 2-3 kere indim şehre ama. İzmir'in kızları çok tatlı!

Sonraki güncede başımıza gelen bir kazadan bahsedecem. Sanırım burada günceme yazarken çok eğlenecem.



istanbul
hosting