22 Haziran 2015, Pazartesi
saat: 13:41


ramazanı seviyorum.

- yemek yenecek yerler bomboş. keyifle oturuyorum, kalkıyorum. sokaklar bomboş, oh elim kolum diğerine sürtmeden yürüyebilir olmak. trafik yok, mis. hep uykumun geldiği akşamüstleri biraz trafik oluyor galiba ama ben uyuyorum abisi.

- seçim günü yamulan jantın yerine aldığım jantla birlikte arka göbeği de değiştirdim. vay ki vay meğerse sırtımdan birileri çekiştiriyormuş. kayganlık bir arttı sorma. 2 pedal atıyorum; aaa kadıköy, geri dönüyorum yarım pedal; oo bostancı. abartıyorum tabi ki bostancı 4 pedal filan, hadi bilemedin 5, taş çatlasın 7, sabahlar olmasın 11.

- bana birşeyler oldu, hep sosyal bir yaratıktım. çok insanla konuşurdum ama bu konuşma hali gerçek bir ilişki olmaz, içime sinmiş klişelerden, duruma uygun davranmalardan oluşan bir kurgu olurdu çoğu zaman. bunu sezdiğim zamanlar bundan rahatsız olur ama nasıl kurtulabileceğimi bilmezdim. şimdilerde içimdeki neyse dilimdeki de o. karşımdakine uyum gösterme beklentimi bir şekilde sindirmişim. hayır, bunu nasıl yaptım bir fikrim de yok. ne wipasana, ne yoga, ne birşey. kendi kendine oldu olabileceğinin pek de mümkün olmadığını sandığım bu durum. ama artık pek net bir şekilde OLDU da diyebiliyorum. öyle bir anlık birşey değil, epeydir hissediyordum, değişimleri gözlemliyordum ama bu aralar olmuş durumda. ve kendime yalan söylemeden tekrar edeyim ki; bunun için çaba sarfetmiyorum.

- para durumum boka sardı. alacaklarımın peşine düştüm bugün. yukarıdaki paragrafla alakalı olarak hatıramdaki bana çok zor gelecek konuşmaları kendimi zorlamadan kolayca yaptım. ha yaptım da ne oldu, şimdilik hiç. belki haftaiçi elime biraz para geçecek. parayı nemi yapacağım? aa suyunu sıkıp içicem, banknotları üzerime sürücem, onlarla konuşucam, sevicem onları, atatürklü taraflarını üste gelicek şekilde bir bir dizip tekrar tekrar sayıcam, gece yapmadan önce öpücem, sabah kalkınca sayıcam çünkü PARA İNSANIN EN BÜYÜK DOSTUDUR.

- iştahsızım. günde 4-5 kahve, geç kahvaltı, bazen de akşam yemeğisi. sorun yok ama yine bir gariplik var bu durumda çünkü haftada 200km civarı pedal atıyorum. nasıl oluyor bu yine bir fikrim yok. işin daha garibi kilo da vermiyorum.

- şu iki garip durumu düşündüm de belki de uyur-yaşarım. uyuduğumu düşündüğüm saatlerde kendimin bile haberi olmadan kalkıp iskenderleri götürüyorum sonra yogaydı, nefes egzersiziydi, terapiydi bi bokumlar daha yiyor olabilirim. ee biraz da ispanyolca çalışsam ya uyurken por favor.

- transfer dönemini uzakten kesiyorum sinsi gibi. sağ bek şart. demba ba bal dudağını satsak da olur. kaleci tolda'dan yeni antreman tesislerinin çimini korumak için korkuluk yapma projemi yönetime ilettim. şenol güneş'i pek sevmem ama desteğim baki olacak dahası en doğru tercihti.

- bir iş almıştım, uyuz edici bir şekilde patladı. aslında pek de para işi değil gönül işiydi. patroniçe tam bir uyuz zengin olup bir de bana alternatif birisi daha çıkınca durum şuna dönüştü; 2 eleman rekabet halinde 1 ay boyunca didinicez ki değerlendirmeyi geçen diğeri aylık 500 tllik ek gelir elde edecek. durum bu şekle büründüğü saniye kibarca "diğer arkadaşa hayırlı olsun, lütfen beni daha fazla aramayın" dedim. dedim de işin bir de ilişkiler tarafı var. patroniçe ve kocişiyle aynı ortamda olduğumda bir şekilde memnuniyetsizlik filan sezdirip bir de üste çıkmaya çalışırsa (ki bence çalışacak) dilime geleni söylerim, kocişinin sırlarını da, kendisinin sıkıntılarını da siklemem.

- şu güzelim günceyi de böyle sinir bir mevzuyla bitireyim zira BİRAZ SİNİR, SİNİRLERE İYİ GELİR.

istanbul
hosting