04 Temmuz 2015, Cumartesi
saat: 00:13


İkinci günü yaşıyoruz sensiz..

Ablanın evindeydik bu kez. İzmir'den gelenler, ağabeyin, yeğenlerin, herkes bir arada. Bayram günü gibi hissettik. Ve birden geberircesine toplu bir ağlama krizine girdik yine.

Beni o eve sen götürecektin. Denizi gördüğü o harika manzarasına bayılmıştın, nasıl da anlatıp durmuştun bana.

Amcam seninle hep beraber çekildiğiniz çok eski bir fotoğrafı gösterdi bir an. Sen oğlum kadardın orada. Oğlum sana ne çok benziyordu... Hiç görmemiştim o fotoğrafını. Bozuldum bensiz geçirdiğin 25 senelik anılarına. Kıskanç kızlarından biriyim ne de olsa.

Yola çıkarken mezarının önünden geçtiğimizi söylemiş miydim? Ve her evden çıkışımızda oradan geçecek oluşumuzu? Gerek yok, değil mi? Mezar ne yaaa... ne tatsız, ne salak bir şey ve senden ne kadar uzak bir kelime benim gözümde.

Baba anılarım nefes alamıyor. Sen yaşarken sanki daha rahat hatırlıyordum. Çok korkuyorum unutmaktan. Çünkü ben acı veren her anıyı silip geçen yapıda bir insan oldum hep. Ama son günlerde öyle kokladım ki seni, öyle öptüm ki ellerini... Kanserden şişmiş, o güzel ellerini... ah be babam..

Bir ara Ege'nin ateşi iyice yükseldi diye haber aldık da kaçtık yeniden eve. Geldim ve yatağıma yığıldım. Sürekli ve sadece uyumak istiyorum. Depresyonum hiç geçmesin, acım bir süre hiç ellenmesin istiyorum.

Şu anda bedeninin nerede olduğunu düşünmek canımı yakıyor. Ruhunun olabileceği klişe yerleri düşünerek geçiştirmeye çalışıyorum kendimi.

Canımmmmm canım benim. Çok söyledim, doyamıyorum. Seni çok seviyorum.

istanbul
hosting