|
16 Temmuz 2015, Perşembe
saat: 23:29
Şantiyede, herhalde en ahlaksız, güvenilmez ve puşt taşeronda çalışmanın getirdiği bazı ek zorluklar var. Patronumuz dediğim lavuk, sınıf düşmanının en çirkefi namussuzu olsa da, "iş tanımım" içerisinde kendisine "kankalık yapmak" da dahil gibi görünüyor. Bunun yanında şantiye şefimiz olan abimiz, bunun ve babasının yanında "melek gibi kalıyor. Kendisiyle abi-kardeş ilişkisi kurmuş sayılırım. İş bilmesinin yanında, beni sahiplenir tavrı, arada işteki durumlardan falan dert yanması hoşuma gidiyor. Herifi görünce seviniyom amk, var mı böyle bişiy. Neyse. Bu rezilliğin arasında Denizli'den bi hanım kızımız İzmir'e geldi ve buluştuk iki gün üstüste. Epeydir netten tanışığızdır, cinsel içerikli konuşmalarımız da olmuştu zamanında. Hatta Kemalpaşa-Bornova otobüsünde buluştuk. "Götün çok güzelmiş" diyerek kadınsı gururunu da okşadım. Cinsel bir münasebetimiz olmadı iki gün boyunca. Neyse, bir yerde çay içiyorduk. Masanın ve iki çay bardağının fotoğrafını çekmiş. Karede ikimiz de yokuz. Bunu feysbuka koymuş ve aynen şöyle yazmış: "Sıradan bir fotoğraf gibi ama bir hikâyesi var! Mihenk taşı dediğimiz güzel insanlar yer alabiliyormuş hayatımızda. Benim de var böyle. Önce güldürdü, sonra hüzünlendirdi, sonra yine güldürdü. Ben anlattım, o dinledi. O anlattı, ben dinledim. Bu fotoğraf da o günden kalan bir anı olarak yerini aldı. İyi ki varsın güzel insan!" Bugün mutsuz bir şekilde şantiyeye döndüğümde bunu gördüm ve başladım ağlamaya. Kadınlar konusunda gerçekten şanslı bir erkeğim. İyi ki sen de varsın... | ||
|
|
||