20 Temmuz 2015, Pazartesi
saat: 17:58


Yasamda mutemadiyen ayni seyler oldugundan, buraya yazacak bir seyim olmasi icin bu seylere bakisimin degismesini beklemekten baska yol yok. Neyse... Yakindaki birini uzaklastirmanin en iyi yolu yalan soylemek. Sonucta yakinlasmanin yolu iletisim kurmak. Onun bir sey soylemesi, benim bir sey soylemem... Ben yalan soylediysem ama, onun tarafindan, bunun gercek oldugundan harekete cikilarak soylenenlerin bir anlami kalmiyor. Bu sekilde benim gercegimle onun gercegi arasinda yaratilan fark bir ucurum oluyor. Ve, 'Wenn du lange in einen Abgrund blickst'...

Kafamdan dusunceler cikiyor. Alnim terlermis gibi. Sonra ben dusunceden elimle, alnimdan baslayarak kafamin arkasina kadar siliyorum bu cikanlari. Sonra silkiyorum o eli yere dogru. Dusuncelerim yere yapisiyor. Guzel silkiyorum ki resimleri cikiyor yerde. Anavatanin cesitli bolgelerinde portreler gorursunuz kaldirimlarda.
Aranizdan obsesif olanlar cizgilerine basmadan seksek oynasinlar bunlarla.

1500 kilometre araba kullandim. Her yerde ruzgar vardi. Hep sesini dinledim. Cok acayip.

Sesleri dinlediğim icin ama ben yakaliyorum yalanlari. Yo hayir, soyledigin gibi degil ki. Bak gostereyim. Her sey olmasi gerektigi gibi oldugunda herkes ne kadar daha rahat degil mi? Hayal tabii.

Yazin tek sevdigim tarafi, kafamda gece olmusken etrafinin hala aydinlik kalmasi.

Bir de... Dante yedi defa etmis ama ben de gercekleri tarif edecegim. Annanemi ziyarete gittigim tatil kasabasinda zorla tek guzel muzik calan kafeyi bulup oturmam ve yan masadaki sari boyali saclarina/suh sesine aldandigim kizin ne okudugumu sormasini beklemem.

istanbul
hosting