|
31 Temmuz 2015, Cuma
saat: 01:21
Kafa karışıklığı kötü birşey. aslında kafa karışıklığı da değil. bir konu var kafamdan atamıyorum. nereye varacak bilmiyorum. o değil de yazamıyorum artık günlük. eskiden deli gibi yazardım. bir sürü şey yazardım. sürekli bir hikayem vardı sanki her gün. şimdi hiç birşey yapmıyorum. eskiden sanki dolu dolu yaşıyormuşum. hırslarım vardı, heveslerim vardı, hayallerim vardı. ... şimdi de var. ama bilmiyorum o eski hevesimi kaybettim. 2 yıl önce hayalini kurduğum hayatı yaşayamıyorum. o hayatı asla yaşayamayacağım. belki de onun kırıklığı var içimde. ... iyi bir hayatım var aslına bakarsan. çoğu insanın hayalini kuracağı bir yaşantı var. düzgün bir iş çoğu insanın hayalini kurduğu birşey. düzgün bir araba herkesin hayalini kurduğu birşey. ... eskiden nasıl hırs dolu yazardım. o gücü bulamıyorum kendimde şimdi. yaşlanıyor muyuz ya? eski gücümü bulamıyorum kendimde. bursadaki yaşantım ile alakası yok buradaki hayatımın. burada münzevi bir yaşantım var resmen. çok ilginç. ilginç tarafı şu; bu hayata çok çabuk adapte oldum. sanki aradım hayat buymuş gibi. çok kolay bir hayat yaşıyormuşum gibi lanse ettim sanki, o kadar da değil tabii de. işte... olay kolaylık da değil aslında. bir hayalim vardı. onu gerçekleştiremedim. tutkularım vardı. yarım kaldılar. peşinden koşmaya gücüm kalmadı değil şartlar el vermedi. gidemedim peşinden. bir anda alakam olmadığı bir dünyaya düştüm. ve o dünyanın gerekliliklerini yerine getirmeye başladım. o dünyanın koşturmacası içinde kayboldum. savrulmaya başladım. ne yapacağım bilmiyorum bundan sonra. bulunduğum yolda geri dönüş yok. bu yoldan çıkmak gibi bir lüksüm yok. çünkü bir zamanlar peşinde olduğum hayaller için artık çok geç. bu saatten sonra yapılabilecek birşey yok. bu öyle "hiç birşeyin için geç değildir!!!" gibi kişisel gelişim kitabı girişi cümlesiyle yaklaşılabilecek birşey değil ne yazık ki. yaş ve zamanla alakalı bir durumdu. ve geçti. çok mu acındırdım kendimi? hep uzakta olan çekici gelmiştir bana. çok garip değil mi? kimse de yoktur yapı, bir tek bende var. tabii. niye hep o uzaktaki şeylere hastayız? niye hep olmadığım yerde olmak isteriz? niye bu "ya bensiz çok eğleniyorlarsa :( " korkusu vardır bünyede? niye elimizde olmayana bu imrenme? niye bu elinde olanın kıymetini bilememe? niye hep bu arabesk? velhasıl kelam artık kendimi anlatacak birşeyi yokmuş gibi hissediyorum. ki gerçekten de anlatacak birşeyim yok. sebepsiz yere mesaiye gidiyorum; yemek yiyorum, sigara içip geyik yapıyorum, oturuyorum, boş oturuyorum, boş-bomboş oturuyorum, eve geliyorum. boş oturmaya devam ediyorum. oyun oynuyorum, oyun oynuyorum, hep oyun oynuyorum sonra yatıyorum ve bana maaş veriyorlar. köreliyorum, yaşlanıyorum, paslanıyorum, salaklaşıyorum ve para veriyorlar. ağırlaşıyorum, kilo alıyorum, mallaşıyorum, para veriyorlar. para veriyorlar, ölüyorum. anlatacak hiç birşeyim yok sana günlük. bu da hiç birşeyin günlüğüydü. boş bir adamın günlüğü. hikayesi. hiç birşey yapmayan bomboş bir adam. işin ilginç tarafı birşey yapmaya mecali olmayan bir adam. bu adama hiç birşey yapmasın diye onca para veriyorlar. bizim elimizin altında ol ve hiç birşey yapma diye. yemek yiyorum, oyun oynuyorum, yatıyorum. ölüyorum. ama para veriyorlar. | ||
|
|
||