|
16 Ağustos 2015, Pazar
saat: 21:56
Bazı insanlar vardır; Hayatında bir boşluğu doldurmazlar. Hatta genelde bir şeyleri boşalttığını sanırsın. Ama gittiklerinde o kadar büyük bir boşluk oluşur ki. İşler ne ara bu noktaya geldi anlamazsın. Bütün zaferlerim, gücüm, zekam bu kadarmış diyorum. Neden sana hiçbir zaman kendimi tam olarak anlatmadım. Şu an bu takıldı aklıma. Kendi içine çok kapanık büyüdüm ben. Ama garip bir sosyalliğim de var. İnsanlarla dostluk kurarım. Etkinliklere katılır, entelektüel sohbetler ederim. İçimde büyüttüğüm şeyler de var, hayaller, oyunlar. Bir dünya var içimde. Heyecanlandığım. Günlerce içinde yok olduğum. Bilgisayarda bir şeyler uğraşırken, 50 yıl önce çürütülmüş bir teoriyi ispatlamaya çalışırken. Farklı bir yerde farklı birileri olsak hemen şimdi. Anlatsam sana her şeyimi. Kendimi çok değersiz hissediyorum. Hep bırakılıp gittim. Ne değerli bir insanım. Tek başıma bir otel odasında beni bırakan sevgilime ağlıyorum. Beter olsun umursamak en büyük yavşaklık. Çekip gitmek lazım. Sözler anlamsızlaşmış bak. Aslında sözcükler anlamlı. Anlamını yitiren ben miyim? Çekip gitmek lazım. Sen kurtuldun bu yavşak oyunda. Acaba ölen ben miyim? Benim yavşaklığım da bu; bize ağıtlar yakıyorum. Ah tanrılar nasıl yakmayayım. En acılı feryatları atan çocuğunu kaybetmiş bir ana gibi nasıl yakmayayım. Nasıl ağlamayayım hı? Sen kurtuldun, ben kurtuldum. Bizi öldürdük. Biz... Yaşıyorsun işte orada. Bak nefes alıyorsun. Küfürler ediyor, savaşıyor, yalanlar söylüyorsun. Sevişiyor, üretiyor, doğuruyorsun. Biz ne yapıyor? Hiç bir şey. Çünkü biz yok artık. Öldü! Tanrılar hain bir kılıç tuttu hain bir el. Bir kılıç ki yumruğundan yüreğime kadar bir mesafe uzunluğunda, hain bir kılıç. İşte şimdi çekip gitmek lazım. Senin olsun o koca şehir. | ||
|
|
||