|
01 Eylül 2015, Salı
saat: 21:08
Telefon çaldı akşam üstü, numarayı tanımıyorum açmasammı diye düşünürken elim yese gitti açtım. bi kadın sesi ama kim olduğunu bilmiyorum. selam sabah vermeden sen kim oldugunu sanıyosun felan diye girdi muhabbete. neye ugradıgımı sasırdım dogal olarak. sonradan renk verdi hatun, megersem bu gecen kıyafet balosunda dertleştigim oktayın manitasıymış. neymiş oktay o geceden sonra bambaska bi adam olmus ne yaptıki diyorum bana diyoki senden sonra değişti çocuk diyo, ya naptı diyorum kadın mı pazarlamaya başladı, beyaz işinemi girdi naptı yani. ya işte değiştirdin diyo ulan değiştirdimde naptı yani. kimbilir ne anlattın o aptala felan diyor oktaya aramıza hosgeldin oktaycım bak bu sagda gördügün saraplar senin. su solda gördügün kızlarda senin haremin. hastalıktan korkma çünkü burası harikalar diyarı dedim sanki ya daha fazla dinleyemicem hakaretlerini diyip kapadım teli. manyakmıdır nedir ya. gizemdende hiç ses yok, inşallah iyidir. Tam bunları yazarken merdivenlerden çıkan kızın donunu görecektim neredeyse. Neden bir kızın donunu görmek hâlâ heyecanlı, hiçbir zaman anlayamayacağım galiba. Halbuki sevişirken yatağın kenarına atılıverilen yarım avuçluk dantelli bir şeydir o. Ama sokakta yarım saniye görsen on dakika sırıtırsın salak salak. İşte bu salaklıklarımı oldum olası severdim. Salaklığıma duyduğum sempati yoldaki o küçük veletin kafasını okşayıp geçmek gibidir. www.youtube.com/watch?v=jHTaVWP2heM | ||
|
|
||