|
11 Eylül 2015, Cuma
saat: 10:36
son dönemde dinlediğim iki konuşma beni derinden etkiledi. kafamda adeta bir yörünge oluştu ve tüm fikirler bu yörünge etrafında dönüyor. bir yandan ülkenin hali ortada. bu ülkede en zor olan şey bir şeylerin hesabını sormak. çünkü hesabını sormaya kalkıştığınız şeyler her geçen gün artıyor. bir yerden sonra dosya o kadar kabarıyor ki, herkes her şeyden vazgeçiyor. gezide ölen çocuklardan bu yana, kadın tecavüzleri, sivil ölümleri, terör olayları, hukukun ortadan kaldırılması, siyasi rantlar ve yolsuzluklar... öte yandan bütün bunlar olurken her geçen gün, daha iki yüzlü ve daha vurdum duymaz olan bir toplum... suçu dine ve dindarlara yükleyip kurtulalım... olur. bence de en kestirmesi bu. ama böylece kendimizle yüzleşemeyiz. batıda düello, doğuda pusu vardır diyor çetin altan. batıda yüzleşme, doğuda kafayı kuma gömme var. islam coğrafyası yüzyıllardır, bütün suçu batı medeniyetine yıkıyor. hala aynı dil. bu pusunun dili işte. yüzleşmemenin dili... ben en son ve en doğru dinim... hata yapanlar benim dışımdakiler... nasıl daha mutlu olacağımızın peşinden mi gitmeliyiz, nasıl daha işbirlikçi (cooperative) olabileceğimizin mi? yoksa ikisni bir arada yaparak mı? akıllı makinalar ve gezegenlerin hareket enerjisinden faydalanmak... hatta kendi enerji varoluşumuzun farkında olarak kuantum köpükte gezintimiz. ya da gel buraya pis terörist seni geberteceğim... | ||
|
|
||