18 Eylül 2015, Cuma
saat: 19:25


Eniştemin yanından ayrıldım ayrılalı 10.u kitabı bitirdim. 11 kerede sinemaya gitmişim.

İş öyle bir emmiş ki beni ne bir sinema ne bir kitap okuyabilmek,ne bi tiyatro anca dışarda bir iki kadeh bişeyler içmek olmuş iş dışında yaptıgım şeyler.

bi kitabı 15 günde bitirebilmekle 2 günde bitirmek arasında çok farkın olduğunu anladım. bi kere kesinlikle kopukluk olmaması kitabın lezzetini arttırıyor, bide diğer türlü araya zaman girince bir sogukluk oluyodu kitaba karsı.

en iyi dostlarımdan birine tekrar kavuşmanın heyecanı içinde bitirdikçe yenisini alıp okumaya başlıyorum.

şimdi Shakespeare'ın henry serisine başladım, ortaokulda tiyatro kolundaydım, hocamız oldukça idealist biriydi, bize hamleti oynatmıştı. onun dısında zaten sevdiğim bi figür. onun oyunlarını okumak,okurken kendimi sahnedeymiş gibi düşünmek çok hoşuma gidiyor.

kısacası kendimi sanata vurdum. şu dünyada olmazsa olmazlardan biri müzikse diğeride kesinlikle sanat. insanın zihnini durulaştırıyor, hayatın akışı daha berrak gözüküyor.

para sıkıntısı başgösterene kadar bu şekilde devam. keşke hayatım boyunca böyle takılabilsem.

amk kapitalizmi.


bu arada pau gasol öyle büyük bir oyuncusun ki bugünkü yazımda öve öve bitiremedim seni. çok yakında parkelerden uzaklaşacak olması kahredici,bazen keşke gençlik iksiri olsada bu tip adamlara içirebilsek diye düşünmüyorda değilim.

bide şalala,hebelehübele diye konuşan insan tatlişkoluğu diye bişey var onuda ekliyim güncecim.



www.youtube.com/watch?v=xqdYqIYNiZM&feature=youtu.be


istanbul
hosting