22 Eylül 2015, Salı
saat: 15:46


Yine büyüleyici bir doğum günü oldu. Ördekçiye gitmek üzere planlarımızı yapmıştık. Sınırsız şarap falan, güzel bir akşam olacaktı. Ama evden çıkmamıza 1 saat falan kala bir telefon.

Benimkinin Tunuslu arkadaşı. Babası çok hastaydı, vefat haberi bekleniyordu.

Ve evet, telefondaki ses "kaybettik" dedi. Ama vefat eden babası değil en küçük erkek kardeşiymiş. Kaçakçılık işlerine karışmış ve Paris'in bir banliyösünde tek kurşunla infaz edilmiş çocuk. Ardından "size geliyorum" dedi ve telefonu kapattı!

Ama niye? Niye bize? Bizim ne alakamız var?

Ve hatun geldi. Çekyatı açtı ve yattı. Sonra kalktı yıkanmaya gitti. Ardından gelip benimkinden temiz don istedi!? Sonra kendi donunu yıkayıp bayrak gibi astı banyoya. Bu arada ev zaten 35 m2. İşemeye gitsen son 2 damla evdeki diğer kişiye sıçrıyor bir şekilde.

Rahat ettirelim istedik ama... Uyduruk bir hazır pizza alıp geldim. Ama konuşmadı, yemedi, içmedi. Elektriği dağıttı bizi. Normal bir durum değildi ama kafamızda tek bir soru: "neden biz?"

Üstelik çocuk infaz edilmiş. Bir şey mi saklıyordu, bir şey mi çalmıştı. Öyleyse bu zımbırtıyı gelip ailesinde ararlar mıydı? Bu karı bu yüzden mi evden kaçmıştı? Çok önemli bir husussa gelip bizim evi basarlar mı? Veya bizi de takibe alırlar mı?

Neyse... 24 saat orada kaldı. Sonra kalktı, kuzenleri arabayla alıp eve götürdü. 2 saat sonra tekrar geldi. Yanında 2 bavulla! Ev zaten 35 m2 demiştim değil mi?

Önce kuzenleri evi teftişe çıktı, bakalım nerede kalıyor diye. Kafalarına vurasım geldi ama durdum.

Ve evet, geldi ve yattı tekrar. 2 saat sonra telefon, bu sefer babası. 1 saat sonra tekrar kuzenleri geldi. Alıp götürdüler. Ve 2 saat sonra tekrar aradı: "Odamda küçük bilmemkim yatıyor" "2 tabutla Tunus'a gitmek istemiyorum" vs... Ama "haydi kalk gel" diyemedik...

Neyse en sonunda ikna ettiler ve kaldı evinde. Yarın Tunus'a gidiyorlar.

Şimdi düşünüyorum... Çok mu kötü bir insanım? Çünkü kendimi düşündüm bu noktada. Öncelikle şartlar müsait değildi evde. Ayrıca neden biz sorusu hala gündemde. Öyle ayrılmaz bir bütünün parçası değiliz, bir bok değiliz. Ne alakası var?

Düşünüyorum... Birini kaybetsek evde anamla, babamla vs otururum. Yapacak bir şey olur, en kötü destek verilir. Hepsinden öte babası rahatsızdı ve ölürken yanında olmak için 2 haftadır işe gitmiyordu. Ve bizim çekyatta boş boş yatarken babasını kaybetti. Yani hem anlıyorum, hem anlamıyorum. Annenin yanında olman lazımdı bence. Hem evlat acısı, hem kocası...

Yani evet, birini kaybetsek "Alo X nasılsın? Doğum günün kutlu olsun. Y öldü, 2 bavulla belirsiz bir süre için size geliyorum" dediğimi canlandıramıyorum. Anlamıyorum.

Kötü biri miyim? Bencilim en azından. Ama banane ya. Bilmiyorum. Bildiğim tek şey Türk/Arap tarzı vıcık vıcıklığı sevemedim, sevemeyeceğim. Batının ilimi, bilimi ve ahlaksızlığı yanında bireyciliğini de almalıydık biraz sanki.

Doğum günüm kutlu olsun...

istanbul
hosting