01 Ekim 2015, Perşembe
saat: 20:53


Kadın bir kahve alıyor ve en ücra köşeye oturuyor çantasından aylardır beklediği kitabı çıkarıyor ve bir açlıkla 1 saatte okuduğu 60. Sayfayı açıyor okuyor okuyor ama hiç bir şey anlamıyor sanırım yazmaya ihtiyacı var. Çevreye tereddütle bakıyor burası gerçekten iyi bir zaman mı diye.

Şehrin gürültüsü o kadar kirli ve sesli ki, düşüncelerini toplamaya çalışıyor. Kadın düne göre daha iyi daha güçlü, yarınını düşünemez bir vaziyette olsa bile..

Bir yudum kahvesinden alıyor ve bir sigara yakıyor. Herşeyin başladığı yere, hayatın başladığı yere. Biraz önce buluştuğu 5 yıllık arkadaşıyla konuştuklarını gözden geçirmeye çalışıyor. Ama kadın işte, aklında sadece bir düşünce var çünkü kadınlar bir şeyi akıllarına koyduklarında onu yapmak isterler.Ne olduğu yer mutluluk veriyor ne de bir kaç güne gideceği yer mutluluk veriyor. Ah mutluluk! Hep bir nesneye hep bir objeye ve her daim bir kişiye bağlıymış gibi.

Gözlerinden uyku akıyor aslında birazda başı ağrıyor eve gitmek istemiyor, evin duvarlarının üstüne geleceğini düşünüyor daha çok duygusal çöküntü yaşayacağından korkuyor..

Sanki su an oturduğu yerlerde görünmez duvarların üstüne geldiğini yok sayarak..

Kadının aklına bir cümle geliyor hemen

'geçmişi özlemek yerine geleceğini özle ancak o zaman gelecekte mutlu olabilirsin"

Sonra bir soru geliyor aklına,

Ah be kadın.
Neden bu kadar kalbinin kırılmasına izin verdin ki?

istanbul
hosting