|
01 Ekim 2015, Perşembe
saat: 21:04
içimden şöyle bir ses geldi: “o köprüyü tanıyorsun, defalarca atladın. oraya tekrar geldiğinde sudan yine beni doğurmuş olarak çıkacaksın.” aklım yeterince yerindeydi. seni tekrar yanıma yatırmak delilik olurdu. kendimde kalacak kadar çok hata yaptım ama biliyorsun, sen olsaydın bu kadar çok kaybetmezdim. gölgenden ayrılınca, yüzüm aydınlık gördü. yüzüm, çok çirkinmiş, gördüm. önemli değil, senin içinden daha beter değil. kaybettiğim her yerde yüzünü ve kaybetmekten beter hissettiren gülüşünü görüyorum. seni özlüyorum ama artık beni öldüremiyorsun. keşke biraz öldürebilsen. artık gideceğim. hayır kalacağım. elleri var diyerek kim bilir kaç gün daha sayacağım. o hissi tanıdım, seni sevmek ne demek öğrendim. sevişirken yüzünün aldığı hali, öpüşündeki o tadı, belinden kasıklarına nasıl dokunursam tırnaklarını sırtımda hissedeceğimi biliyorum. seni ezberlemek istemedim, ama içimde söylenmeyi bekleyen cümleler varken seni ancak yarım bırakabilirdim. seni kalbimin hiç bilmediğim, bugüne kadar keşfetmediğim bir yanıyla sevdim. bir virgül, bir parantezle içime ineceğim. daha derine. bir merdiven yordamıyla belki. parantez içleri okunmaz, göreceksin. www.youtube.com/watch?v=g_u3RUUN2Q8 | ||
|
|
||