|
06 Ekim 2015, Salı
saat: 20:22
Lolo'yu izlemeye gittim bugün. tam giderken kitapçıya getirtmesi için sipariş verdiğim kitabıda alayım yol üstü dedim. aldım kitabı biletide kitabın içine koydum. tam salona geldim içeri giricem kadının biri 50 yıl önce okudum ben o kitabı dedi. dostoyevski-insancıklar, benim eşimle ortak noktamdı o kitap dedi. Filmden sonra vaktiniz varsa sizinle bi kahve içebilirmiyiz acaba dedim. Tabi seve seve evladım dedi Hayatımda bu kadar samimi bir kadın görmedim, bana herşeyini öyle duru bir şekilde anlattı ki ona sarılıp ağlamak istedim. O bana içini dökünce bende ona anlattım herşeyimi, bu salona neden geldiğimi,bana neler hatırlattığını. Yılların yorgunluğu olan yüzündeki kırışıklıklar bile ağladılar bana. Yavrum dedi sefkat kokan bir sesle. Ben ne yapayım 52 senelik kocamla istanbulda basmadığımız yer yok. onu çok özlüyorum,bana herşey onu hatırlatıyor, ama hayat devam ediyor işte dedi. haklıydı. ama işte ben herkesin bir kavgası olur. kendiyle alıp veremediği, barışamadığı bir meselesi. onu büyütmek için elimden geleni yaptım, şimdi onu nasıl alt edeceğimi mi düşünüyorum. asıl bu delilik. içi dışı birim, kendimden vazgeçiyorum da ona gelince aslalar uğurluyor beni. ben onun içini kirlettim. yine de bırakmadı sevdası beni. ama çok zor. ayrılan yolların ortasında durup herkesin yoluna nasıl devam ettiğini izlemek, inanın, çok zor. www.youtube.com/watch?v=7m7FpzOxbkQ | ||
|
|
||