|
07 Ekim 2015, Çarşamba
saat: 16:26
Vedalardan behsedeceksek, en son eşimi uğurlamıştım askere. O zaman çok üzülmemiştim. Elbette ki gün saydım, çok özledim, zaman zaman da buğulandı gözlerim ama eninde sonunda kavuşacağımızı bildiğim için içim rahattı. Geçtiğimiz cumartesi de en sevdiğim arkadaşımı uğurladım İstanbul'a. Son ana kadar hiç gidecek gibi gelmiyordu ama vedalaşınca anladım tahmin ettiğimden daha çok özleyeceğimi. Dramatize etmek niyetinde değilim, sadece hislerimi yazmak rahatlatır diye geldim. İçim biraz sıkıntılı da olsa görece iyiydim. Onun adına mutlu ve umutluydum. Bu çok güzel bir şey çünkü gerçekten "adına mutlu olduğum" insan sayısı çok az. Karşımdaki insan kendi hayatıyla ilgili güzel bir detayı anlatınca içimden banane ya, deyip geçen bir insanım normalde. O gün yardım namına pek bir şey yapamadım ama yanında olmasaydım affetmezdim kendimi. Onu uğurladıktan sonraki üzgünlüğüm önce kendi adımaydı tabii, yalan söyleyecek değilim. Beni en iyi anlayan, en rahat konuşabildiğim, birlikte hayaller kurduğum yegane arkadaşım gitti sonuçta. Keşke beraber gidebilseydik, diye düşündüm. Her şeye rağmen kararına saygı duymak düşer bana ki destekliyorum onu çıktığı yolda. Ve hep merak ediyorum... Dilerim ileride aynı apartmanda alt alta oturur, kahvelerimizi beraber içeriz her gün. | ||
|
|
||