|
12 Ekim 2015, Pazartesi
saat: 12:06
Güneşli bir gün. keyifsiz ve manasız. Kesinlikle haftanın ilk günü sendromu değil Nazım'ın hayal ettiği günlerden biri hiç değil. Sabah saatlerinde en sevdiğim sanatçılardan Levent Kırca'nın dünyaya gözlerini yumduğunu öğrendim. Çocukluk yaşlarımdan itibaren Mevcut düzenin aksaklıklarını ve iyiliğin bir gün galip geleceğini hafızama işleyen kişiydi K. SUNAL ile birlikte. Ders sıralarında bizlere öğretilen Hiciv sanatının modern örneklerinin tam manasıyla yansıtıldığı "OLACAK O KADAR" programının bağımlısı olmuştum. Hala da izlerim video sitelerinden... Cumartesi günü Ankara'da olanlar zaten tüm keyfimi kaçırmıştı. Asıl üzücü olan kayıp sayısından ziyade, ülke insanının bir barış mitinginde hayatını kaybedenlere sevinebilir hale gelmesi. Düşünün ki diğer ülkelerin temsilcilikleri sizin sınırlarınızda işlenen toplu cinayet için tepki yürüyüşleri düzenlerken kendi vatandaşınızın canı yanmamakta ve küçük hesaplarını sürdürmekte. Paylaşmayı ve alçakgönüllülüğü prensip edinmiş mazlum sever yurdum insanının son yıllarda nasıl bu kadar çıkarcı olabildiğini, tepkisizleşebildiğini, güçlünün yanında olmayı yeğeler hale gelebildiğini anlamak zor değil. Eğitimsizlik, bütün güçlerin müdahalesi ile sürdürülen kalitesizleştirme çabaları ve üretimin yerini alan tüketim. Hepimiz suçluyuz ! Daha fazla eğitemediğimiz için, Bir fidan dikmeyi ve yetiştirmeyi öğretemediğimiz için, Bir kitap hediye etmediğimiz için, Güzel bir müzik dinletmediğimiz için, Beraber sevinmediğimiz, dolayısıyla Beraber ağlayamadığımız için... | ||
|
|
||