|
23 Ekim 2015, Cuma
saat: 12:16
Önce sahildeyim bir grup insan Günay, Canan ve onların arkadaşları. Çoğunu tanımıyorum ve Günay bir türlü gelmiyor. Belki zaten yoktu da gelecek miydi? Ben bir odanın içinde sedye gibi bir şeyin üzerinde yatıyorum. Yanımda bir adam duvar tarafında ölü gibi yatıyor. Gruptan birinin sevgilisi diğerinin kardeşi. Biri de diğer sedyede. Sedyeler hastanede gibi ama aslında küçük bir pansiyon odası. Hava aydınlık. Hep aynı sahile gidiyorum rüyalarımda. Sanki ortasında kumdan bir kale ya da kocaman bir kaya var plajın. Bir sorun var ve Günay benim yüzümden mi gelmedi acaba diyorum. Yüksek bir binanın balkon altı gölgeli. Yerler kum. Canan yürüyelim diyor, bakkala gidelim. Bakkal Ahmet Hakan. Yanakları al al. Şarkılar söylüyor, sesleri görüyorum, renkleri duyuyorum kavlinden. 2 büyük rakı içmiş gibi keyfi. Ben de o içtiğin nedir lcd mi lsd mi diye bi şarkı söylüyorum gülerek. (Dilim sürçüyor) ne aldığımızı hatırlamıyorum sahilde yürüyoruz. (Oyuncak tüfek, su tabancası?) Canan, Canan'ın kendisi gibi değil de bir arkadaşı gibi sanki. İkiye bölünmüş. Daha zayıf. Günay yok. Kendimi yalnız hissediyorum çok. Anneannemin evimdeyim, kalabalık. Namaz kıldığı sandalye aynı yerinde duruyor, başörtüsü yatağın üzerine yayılmış, kokusu aynı. Ama sandalye holün duvarına doğru dönük, kapıya bakıyor. Bimiyorum orası kıble mi. (Hep orda kılardı ama yatağa doğru bakardı yüzü. Tuvalete giderken görürdüm) Küçük odadan apartmana bakıyorum (bizim kapı görünüyor). Heyecanla mutfağa gidip "Suikastçi henüz yok" diyorum, Suikastçiden bahsedince insanlar tuhaf bakıyor. (Belki henüz var gelmesine ama suikastçi gerçek) biraz İÜ nün merdivenleri gibi geniş merdivenler, trabzanlara bir ışık huzmesi konmuş. Ben sanki salonda duran vitrinin arkasında bir pencere varmış gibi o açıdan bakıyorum. Ama aslında küçük odadayım. (Penceresi boşluğa bakan) Sonra anneannemi gördüğümü söylüyorum insanlara. (Anneannem ölü ama evi değişmemiş, sadece daha kalabalık) Aslı da mı var mutfakta, patates kızartması yapıyor, belki iso abiydi diğeri. Başka birini bekliyordum mutfakta. Yanlış kişilere yanlış şeyler söylüyorum sonra o tuhaf sessizlik oluyor. Ben tanıdık bir şey görmenin sevinciyle onlara haber taşıyorum. Benim artık dostum olan hayaletler insanlara belki kendi korkularını hatırlatıyor. Anneannem loop a alınmış gibi. Bunu ayrıntılarıyla anlatıyorum onlara. Dokunduğunu sandığı şeylere aslında dokunmuyor. (Katlanmış yemenileri katlıyor güya) Bir şeylere dikkatle eğilmiş ve o şeyden başkasını görmeyerek elleriyle birtakım gündelik işler yapıyor. Sadece kendini tekrarlayan bir görüntü. Anlatıyorum ve sadece duymazdan geliyorlar. | ||
|
|
||