|
09 Kasım 2015, Pazartesi
saat: 20:07
Yazamıyorum artık. İş yerimde günce'yi yasaklı siteler arasına aldılar, bu birinci sebebi. Rahatladığım tek yerdi oysa. Aslında IT'yi arayıp açtırabilirim, ama günce'yi işten kimsenin öğrenmesini istemediğimden, yazdıklarıma böylelikle erişebileceklerinden bunu yapamıyorum. İkinci sebebi de, günde dört saatim ev ve iş arasında yolda geçtiğinden (şaka değil) canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Zaten eve gittiğimde 5 dakka kendime gelmek için uzandım, sonra yemek yedim, hadi bi duş, hadi internet, hadi tiyatro çalıştım falan derken, hop saat 00.30 olmuş bile, sabahın 06.20'sinde nasıl kalkacağım stresi sarmış bile. Sinirli mutsuz uykuya dalıyorum. Hep sabrediyorum, kendi kendime diyorum ki "geçecek bu günler, bak senenin sonunda koskoca bir ay ankara'dasın, ankara teftişi yaklaştı, nefes alacaksın, çok iyi gelecek." Hop, söğütözü'ne gitmiyorsun diyorlar. Sen kal ve şu işlerle ilgilen. Emir tabi bu, bir şey söyleme hakkım yok. Tamam, napalım diyorum, olsun. Bir ankara teftişim daha var. Hayatımın en güzel yıllarını geçirdiğim, aşık olduğum şehirde, aşık olduğum adamla hep yapmak istediğim ama hiç yapamadığım şey, yani sadece günü yaşayabileceğimiz, iş çıkışı gel bir kahve içelim diyebileceğimiz, eymir'de bisiklet sürebileceğimiz, if'e veya beytepe'ye gidebileceğimiz hala 15 günümüz var, üzülme daha diğer şube var diyorum kendime. Üzülmemeye çalışıyorum programımda görünen bir şubenin iptaline. Sahiden de işe yarıyor. Ankara'da bir ay geçiremeyeceksem nolmuş yani, 15 gün geçireyim, olsun napalım. İçimde bir şey pır pır ediyor, ya birlikte gideceğim kızla programım uymaz da, bu şube de iptal olursa diye, çok çok korkuyorum. Sonra bugünkü toplantıda anlaşılıyor ki, işlerimiz kafa kafaya gelmiş. Tam onun işi biterken benimki de bitiyor. İçimi mutluluk kaplıyor. Belki ankara'dayken kar yağar diye geçiriyorum içimden. Ankara'nın ayazına sevgilimin kokusu karışıyor. Sıra bana geliyor. "Ceyda sen gitme oraya, kal burda." diyorlar. "Tamam üstat" diyorum hislerimi gizleyerek, sebebini anlamayarak, elimdeki kalemi sıkıyorum, elime batıyor. | ||
|
|
||