|
16 Kasım 2015, Pazartesi
saat: 15:40
Sevmediğim insanların suratına, onlara karşı asıl hissettiğim hislerimle değilde mecburen davranmak zorunda olduğum hislerimle baktığımda kendimden iğreniyorum. Niye mecburum abi ? Neden yani. Sonra anneme kızıyorum işte. Bu kadar salak vicdanlı yetiştirdi diye beni. Gözümün içine baka baka yalan söyleyip, beni sevmediğinden yüzde ikiyüz emin olduğum o insanlara onları seviyor ya da saygı duyuyor gibi davranıyorum ya... Bir tokat o insana iki tokat kendime çakmak istiyorum. Nasıl iğrenç bir varlıksam demek ki. Mecburiyetler , farkındalıklar , hissetiklerim , hissettirdikleri , düşüncelerim , söyleyemediklerim, çırpınışlarım beni anlasınlar diye ; işte bunlar yoruyor. Nefret etmemi bunlar sağlıyor. Kendi kendimi motive ettiğim her gün biri beni olumsuz etkiliyor. Ve motivasyonum hevesim içim dışım paramparça oluyor. Sonra yine anneme kızıyorum. Neden mi ? Beni bu kadar yumuşak yürekli yetiştirdiği için. Konunun özeti : Annemi çok seviyorum. Ama çok kızıyorum. Ona çok benziyorum birde. Biraz pislik olabilirsem çok mutlu olurdum ama. Birde yazının en başında bahsettiğim o insanlar hepinizin ağzına sıçayım. Kendime ve anneme kızdığım hergün yüzünden birer kere hemde. Sendorumlu bir Pazartesi yazısı. Az önce bir finans hesaplaması yaptım. Güncel olarak 719,283.00 TL borcumuz var. Biraz da bu borca sıçayım. Bokumun hepsi o değersiz insanlara gitmesin. İnsananların benden beklentilerinin hiç tükenmediği şu yalan dünya da bana tayin edilen yeni görevde , bu borç batağından nasıl çıkacağımızla ilgili stratejiler geliştirmem. Haydi bana kolay gele günce. Gideyimde biraz çalışayım. | ||
|
|
||