|
18 Kasım 2015, Çarşamba
saat: 08:51
tren garındaki lokantayı nasıl olmuş da daha erken keşfetmemişim.. yüksek tavan, sütunlu geniş bir salon, kalabalıktan uzak sessiz bir tenhalık, yolcu ya da tren bekleyen uğrak müşteriler, kristal avizeler, ahşap duvarlar, kibar yaşlı garsonlar, müzeyyen senar ve türevleri, "cumhuriyet başkenti ankara" fotoğrafları, güzel mezeler, sürahide rakı ve her daim taze çay. bir de tabi fonda gelip giden trenlerle yolcuları. sigara içmek için kestirmeden garın önüne çıkıp binanın ışıklandırılmış dev mermer sütunları dışında mütevazi denebilecek ön cephesini seyretmek ve girişte camdaki "pastane lokanta" yazısının ağırlığı bile aldı beni. zaman anonim bir nostaljide donup kalmış sanki orda. tam rakı sofrasının hak ettiği bir saklı zaman dilimi yaratmaya yönelik her şey, ordaki rakı sohbetinin yüzeysel olmasına imkan yok. buram buram ankara işte. trenden inip çökmek ya da yükünü tutup yola çıkmak için ideal. herkesle oturulmicak türden kıymetli rakı sofraları için, bir de yolculuk öncesi bira-fıstık-kitap/defter üçlemesi için peyledim. seviyorum ruhu olan, orada bulunmakla o ruhun içine gömüldüğüm mekanları. | ||
|
|
||