|
25 Kasım 2015, Çarşamba
saat: 22:45
ışıkların ardı sıra akıp giden yol çizgilerinde bir sonbahar günü yitirdim seni ben. sarı yaprakların kahverengi toprağa uyumlanmasınca seviyordum oysa ki varlığını. sonrası muamma.. nereye gittin, ne zaman gittin tam olarak, ya da neden gittin... hepsi muamma. bir göz açıp kapayış süresince vardın ve sonrasında sensiz devam etti aldığım her nefes. dur demeye ne mecalim ne zamanım kalmıştı. ardın sıra bakakaldım uzayan caddelerde. her köşe başına belkilerimi bıraktım belki bir akşam bir gün batımında, ya da belki bir akşam bir sokak lambasının altında.. Ankara rüzgarlı olur sonbaharları. Yapraklar konfetiler gibi dağılır gökyüzünde. Öylesine ölürken yeni uyanışlar için ağaçlar, inadına aşık olur insanlar ve insanlar inadına aşık olurken, inadına terk ettiler beni. Gözümden yaş akmadı, edeceklerini biliyordum çünkü. Birgün sessizce çekip gideceklerdi. Ve seneler sonra bir pazar sıcaklığınca camdan odama akarken gün batımları, ankara ayazında parmak izimle camlara adını yazıyorum. Hala yapraklar dökülüyor, hala bir ölüp bin doğuyor doğa. | ||
|
|
||