|
30 Kasım 2015, Pazartesi
saat: 01:01
kuyular kendini kuyulara atmak ne acayip senaryoların en dar kapsamlısı şu kuyular pişmanlık kadar derin yeniden başlamak gibi dar düşüş hemen ve çabucak oradadırlar göğe bakmak göğü görmek buluta tutunmak bir sürü ıvır zıvır teferruatlar ıslak belki çok daha ıslak ağrına gidecek kadar ıslak üşümek çok sonradan utandığın kahkahandır çınlar etinde ve keminde ne alışılmış şey şu nefesini vermek ve ölmek ıslakken böyle bir acayip duvarın üstünden sesleniyorum kuyuları çepe çevre içine alan taştan ve insandan çıkıp duruyorum henüz keşfedilmemişim sesim kayıyor kuyruğunda tabutların çöküp kalmış yaşlıdır çıkılınca tüm yokuşlar acayip de çok acayiptir hani toprakla aynı hizaya gelince insan dizilince cisim nebat hayvanlar diz dize çizilince nokta ve nokta ve nokta kuyudur ara boşluğu dolduran her şiir kuyu kapatma merasimidir uyansın diye insan durmadan paramız artıyor boynumuzdaki ipten taburede bekleyen bir oyun bizimki sizinki saksıda çürüyen ceviz gölgesi denkleşince ilk paramız hesaplaşacağız bu kesin yağmur yağacak gecenin bir bölümünde bir bölümünde şarkıcı ara nağme yapacak ağzını kuyunun uyur gibi açacağız kim önce iner kırılınca bir bacağı taburenin sarmaş dolaş çürüyen işaret parmağımızdaki gölgeler neyi evetler neyi reddeder biz çıkardığımız her çamaşırda ululanacağız koparılan incir yaprağı konuşacak gizlenen ücralığımıza damlayan süt ve anneler | ||
|
|
||