30 Kasım 2015, Pazartesi
saat: 01:03


Uyku konusundaki tüm talihsizliklerimi elbette kendi bahtsızlığıma yoracaktım. Sabah 12 gibi sızdım. Akşam üzeri 6 gibi uyandım. Kahvesiydi, sigarasıydı, fakirliğiydi, faturalar gecikiyordu, kredi kartı borcuydu, falanıydı, filanıydı. Bakın, yine boğuldum.

Bir zamanlar şöyle yazmıştım bir yerlere: "Büyüyünce daha mı çok bekliyor insan?" Şimdi kendimi yanıtlıyorum: "Büyüyünce yalnızca bekliyor insan." Neyi, kimi, hangi olayı, bu hiç fark etmiyor.

Yemek yiyemeyişime gelen ısrarların faydasız olduğunu anlatamadım. Yaşım 30'a birkaç basamak kalmış, hala ama hala anlatamıyorum. Anlatmaktan yorgun düştüğümü, sorumluluklarımın farkında olduğum halde eyleme geçecek gücü bir türlü toparlayamadığımı bundan birkaç sene evvel de yaşatmıştım onlara, kabul. Şimdi başka insanların da dahil olduğu farklı ve öte yandan aynı kırgınlıkları birleştirip belki de delirmemek için öylece duruyorum.

Etki edemediğim ve başa çıkmak zorunda bırakıldığım, yüklendiğim, omuzlarımın çökmesine, bozulmama yol açana ve yıllara fakat çok uzun yıllara yayılmış bir dizi problem, beni deforme etmeyecekti de kimi etkileyecekti peki?

Her tarafı hatıralarla dolu olan bu evde, hala yaşayabiliyorsam, belki bu da bulduğum birkaç güç zerresindendir.

İlaçları aldım, 3 tane kahve içtim, sigaranın sayısını bilmiyorum, en azından bir çorba içmeye ikna oldum, henüz ikinci biradayım ve evet, aidatı biraya yatırdım, Phoebe'nin tuvaletini değiştirdim, maması ve suyunu da, şimdi başka hiçbir şey düşünmeden öylece durmam gereken saatlere girdim.

Yalnızca durmam gereken saatlerde şunu dinliyorum, siz de dinlesenize.

www.youtube.com/watch?v=IWvEXChflEE

istanbul
hosting