04 Aralık 2015, Cuma
saat: 18:47


Dün gece aylardır (neredeyse 5 ay) ilk kez deliksiz uyudum günce.

Hatırlarsın kedilerin birbirine girdiğini yazmıştım 18 ay kadar önce (1,5 sene demedim ki işin ciddiyetini daha kolay idrak edebil). Arada saçma sapan olaylar oldu ve her olayda Metric hayvanı Göl kızıma saldırdı. Olaylar ilerledikçe sanırım Göl'ü gayet rahat dövebildiğini anladı ki kızı kovalamaya, tuvalette rahat bırakmamaya falan başladı. Hatun taksit taksit kumu kullanır oldu günce çok acaip.

Neticede Metric Göl'e ne zaman yaklaşsa bir hırlama ve tıss çöte kombosu oluyor. Tuvalet macerasında ise ses biraz daha yüksek geliyor çünkü göt içi kadar tuvaletin akustiği acaip... Bir de kapalı kum kabının sesleri eklenince hır tıs çöt oluyor sana vaöey (arada bir j de var sanırım ama şimdi tam yerleştiremedim) vöaey tıss vöy çatadaçutada (çoğul girişiyor Göl ama bazıları kabın kapağına gidiyor neyse ki).

Biliyorsun ben fazlasıyla hafif uyuyan biriyim. Süt ve limon marmeladı bile ancak biraz daha rahat uyumamı sağşıyordu. Bu götler yüzünden her gece 10 dakikada kalkıp yeterılan deme zorunluluğu doğdu. Bu toplamda 1 saat uykuya falan denk geliyor.

Neyse dün bu hayvanların uyku düzenini değiştirmeye karar verdim ve Metric'in yatmasına izin vermedim. Yatmak derken uyumayı kastetmiyorum. Bildiğin uzanmak yasak hali. Bunu 12 saat yaptıktan sonra gece 11 civarında hayvanı koltuktan itince yere atlayamamaya pat diye yatmaya başladı. Bir saat sonra da bütün gün oyalama aracı olarak kullandığım yaş mamaayı verdim.

Neticede 5 paragraftır dün nasıl rahat uyuduğumu anlatıyorum. Dün gece Pınar bir ay deneyelim yoksa Türkiye'ye yollayalım birini dedi. Göl geldi çat diye ısırdı kızı... Hani mağdurdur, haklıdır falan diyoruz ama o an Göl'ün gitmesi gerektiğine karar verdik. Az önce kızım dedim ama orospu küvete yatağa falan da işiyor. Bir kere mutfak lavabosuna da işedi hatta. O zamandan beri lavaboyu suyla dolduruyoruz...

Bunlar dışında akşam oyun var. 3. kez toplanıyoruz ve ben yarı kutupayısı birini oynuyorum. Daha önce hiç tank oynamamıştım ama Paul (karakterin adı) baya eğlenceliymiş. Eğlenceli derken komik değil. Backgoundu anlattığımda Jess "that's sad and fucked up at the same time" dedi. Geoff duysaydı kesin oyun içinde anlatmamı isterdi. Belki bugün olur ama karakterin int 2 falan... Kelimeleri toparlayabilirse anlatır.

H. G. Wells yaratımı gibi ama Lovecraft öğeleri de var oyunda. Savage Worlds setting ama mekan New Brunswick. War of the Worlds'deki ilk istilaan sonra annelerinin "sıkı giyin evladım üşütme oralarda." derken haklı olduğunu anlayan Marslılar 2. istila sırasında dünya hastalıklarını daha ciddiye almışlar. Zamanlama da cuk oturmuşi ki ikinci dünya savaşı öncesi gelip lap diye bir diğer hastalık olan Nazilerle ittifak kurmuşlar. Martian Reich 2. Dünya Savaşını 2. Mars istilasına çevirmiş ve başarılı da olmuş. New Brunswick Dünyada özgür kalmış tek şehir. Kuzey Amarıga'nın istilasında da güneyli düdükler yardımcı olmuş. Güney Amerikalıları demiyorum. Güner USAlıları diyorum... Nazi dışında redneck dövüyoruz yani. Paul yiyor da...

Tabi ortada bir ırkçılık durumu olunca bir Nazi'nin kollarını koparıp yüzüne "Let's talk about white supremacy" diye kükremek çok eğlenceli oluyor. Evet kükremek dedim çünkü oyunda gırtlaktan konuşuyorum. Neyse ki 6 saat falan oynuyoruz eheheh.

Ha bu arada nedense Tom Waits sevmeye başladım. Geçenlerde Gayeler ve Candenizler geldi. Nedense manyak gibi adamın sesiyle Green Grass söyledim durup durup. Rakı vardı evet de içmemiştik daha ehehe.

Sokakta söylesem ne derece takdir toplarım bilmiyorum gerçi.


Lay your head where my heart used to be
Hold the Earth above me
Lay down in the green grass
Remember when you loved me
...

istanbul
hosting