06 Aralık 2015, Pazar
saat: 22:48


--- bir anı ---

henüz 1 ay olmamış bu şehre geleli. yeni arkadaşlar, yeni ev, yeni iş, yeni torbacı.

çingene mahellesinde bana tarif edilen adamı (kolsuz) bulamadım bir cama sorarken içeri buyur edildim. yeni bir dostum ve torbacım olmuştu. 1 hafta önce.

bugün yeni dostuma gidiyorum. caddeden içeri giren yoldan biraz yukarı çıktıkça aura değişiyor; adımlar hızlı, bakışlar kısa. önce sola dönücem sonra hemen sağa ve alan açılacak; sağında solunda çadırımsı evler olan çingen mahallesinde ali abi ve dayının evine gidicem, en azından plan bu. sola döner dönmez şehrin son normal apartmanına sırtını dayayıp açık alana bakan ikiliyi görüyorum. gözüm tutmuyor ama geri dönmek olmaz. onlara varmadan sağa sapacağım normal şartlar altında ama daha dönemece gelmeden ikiliden birisi üzerime ışık tutuyor. aha patladım !

- gel bakalım, bir kimliğini görelim diyor.

adamlara gidiyorum direkt. "buyur da, hayrola?" diyorum. bıyıklarının ucu incelikle yuvarlanmış, suratı benli ve yaşlı olan "polis" diyor. genç olanın tipi anadolu rak; kimliğimi ona verirken "ha iyi işte, caddeye nasıl çıkıcam ben bilader" diyorum. o da soruyor doğal olarak, niye ki bilmiyor muyum, nereden geldim, ne iş yapıyorum. bu sorular ve cevaplar arasında 10 haneli tc kimlik numaram şubeye iletilmiş cevap bekleniyor. cevabı ben de bekliyorum çünkü ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yok. oradan sorudğum çakma caddeye doğru gitmem ile kelepçelenip ekip otosu çağırılması ihtimali eşit. netice temiz çıkıyor ve bana caddeyi tarif edip (yukarda) ve buraların ne kadar kötü yerler olduğu, sakınmam gerekitiği söylendikten sonra halı saha maçına gittiklerini söyleyen gençlere yöneliyor polisler.

yukarı çıkıyorum; epitopu 100 metre. caddeye vardığımda bile polisleri orada duvara yaslanırken görebiliyorum. biraz sola giderek görüş alanından çıkıyorum ve otobüs durağında bir sigara içiyorum. normal bir insan oradan geçecek ilk otobüse binerdi.

geri dönüyorum. caddeden sapmadan çıktığım sokağı geçiyorum ve iniş yönüne göre sağa park etmiş arabalar yüzünden polislerin görüş alanından çıkıyorum. ali abinin evi de sağ tarafta ve bana daha yakın. bir sigara daha yakıyorum. arabaların arkasında kalmaya çabalayarak geniş sokağa tekrar giriyorum. polisleri aralardan seçebiliyorum ama onların görüş açısından gelenin ben olduğumun anlaşılmasına imkan yok. sokak ışıkları da benden yana, devam ediyorum. ali abinin evine gitmek için gireceğim aralıkta polisler için bariz olacağımı fark ediyorum; sıvışmak işe yaramaz hatta daha dikkat çeker. o küçük açıklıkta duralıyorum, 50 metre ötemdeki polislerin beni farketmemesine imkan yok. ışığın altına girmeye sakınarak fakat gayet rahat ve yavaş hareketlerle sigaramı içiyorum. beklediğim gibi polisler beni görüyor ama tanımıyor ve hareketlerim yüzünden önemsemiyor. sigaram bitince artistik bir hareketle sokağın ortasına atıp eve geçiyorum.

ali abi de heyecanlı. "a kardeşim ekip geziyor, istihbarat var" diyor. dayı sakin. ali abiye kimliğimi sorduklarını anlatmıyorum, sakin kalsın. 20 liramı veriyorum, ali abi 5 dakkaya cigarayı getiriyor. elime alıyorum, elimi cebime koyup çıkıyorum. sağa bakıyorum polisler hareketlenmiş. ali abinin evinin hizasında yakında bir evin önünde birileriyle konuşuyorlar. sokak lambasının altına girmiyorum ama onları fark ettiğimi belirtecek şekilde bakarak yavaş adımlarla caddeye çıkıyorum.

aşağıdaki polislerin görüş alanından çıktıktan sonra adımlarım hızlanıyor ve tavrım "bulunduğu ortamdan rahatsız olmuş, ürkmüş" bir medeni insana dönüşüyor. caddenin karşısında 50 metre ileride bir ekip otosu çekmiş gelene geçene bakıyor. cigarayı atmıyorum.

tek tek anlatmama gerek yok. eve varıp sigaralığımı içtim, film izledim, çekirdek çıtladım, börek yedim.



istanbul
hosting