|
07 Aralık 2015, Pazartesi
saat: 01:15
Bu bencillik ve bu umursamaz tavır beni delirtiyor. Kapana kısılmış gibi hissediyorum her hesap soramayışımda. Tekrar bir arada bir hayat düşlemek arzusu değil bu, ışık yılları kadar uzak olsun cidden. Ama saçma sapan bir çaresizlik, her aptallıkta karşılığını vermek istediğin ama içinde kaldığı pis bir çaresizlik. Her şeyi bu kadar saça saça yaşaması, zerre utanç duymaması, biraz olsun düşünüp çekinmemesi etrafa saçarken, koltukları kemirmeme yol açacak diye korkuyorum. Karşımda olsa da bir kaç yumruk atsam diye hayal ettiğim o günlerin, karşıma geldiğinde, tavırlarımın sadece kibarlıktan, mesafeden ibaret olduğuyla yüzleşmem de cabası. Üç yaşla ben asırlar boyu büyük, asırlar boyu olgunmuşum demek ki. Bir madalyanızı alırım o halde. Başucumda sergilenir bana ve kedime. Bugün bana 'senin için çok üzülüyorum, aklım hep sende' dedi anneannem. İyi olduğumu söyledim, gülüyorum, şakalar, komiklikler yapıyorum sonuçta. 'Hem sen benim iyi zamanıma denk geldin, üzme kendini lütfen' dedim de tüm dünyayı yakmama tek engelin kedi olması beni de biraz korkutuyor. Bu bataklıktan da çıkış var, biliyorum da zamanı kestirememek biraz kötü oluyor. Yıpratıyor insanı. Uyanır uyanmaz Ahmet Kaya dinlemek de intihardır bir yerde. Ağlamadım iki gözüm ama, merak etme. Sadece dinledim. Mide ilacımı aldım, kahve yaptım, duşa girdim, giyinip yemek yemeye gittim anneannemin yanına. Benim yaptığım mantıyı pişirmiş, çok beğenmiş, gülümsetti beni ya da gaz veriyordu, bilemiyorum. Bazen ona çok kızarken tğm o yaşadığı çileleri düşünüp çok suçlu hissediyorum kendimi ama bunun ne mantıyla ne de benim yaşadıklarımla ilgisi var tabii. Serbest serbest çağrışıyorum, eskiden de böyleydim. Bu evden adımımı ciddi olarak ne zaman dışarı atabileceğim, hayatıma nerede ve ne vakit devam edecek gücü bulabileceğim diye sormuyorum artık kendime. Zorlayamıyorum, uğraşıyorum ama olmuyor. Bir gün gelecek diye beklemenin sağlıksızlığı da umrumda olmuyor. Farkındalık cidden kötü bir hastalık. Her şeyi anlamak da öyle. Çünkü öyle yazmışlar, ben de yaşayarak teyit edebiliyorum, üzücü yine. Bir yerde dram biter herhalde. Filmler öyle öğretti, kitaplar da en dramatik anda sona erdi. Bir sonu olmalı. Saygısızlıkların, bencilliklerin, gösterişlerin, doyumsuzlukların, iyi niyet eksikliklerinin, berrak suların bulandırılmasının bir sonu olmalı. Bu kanepede sona ermesini bekleyeceğim. Biraz yorgunum da. www.youtube.com/watch?v=PHo5U9Rios0 | ||
|
|
||