14 Aralık 2015, Pazartesi
saat: 01:35


godspeed you! black emperor. interestink grup ismi. ama tam aradığım müziklermiş, sözsüz, hafif elektronikimsi ama melodik. bu gece de iyi gitti, albüm üstüne albüm devam. explosions in the sky uyku getirdiğinde sardırılabilir.

b. ile tamamen koparız sanırım artık dün geceki agresif konuşmadan sonra. yüz yüze konuşalım diye bi girişimde bulunacağını/bulabileceğini (fark etmez, sidik yarıştırmıyoruz..) bile sanmıyorum. arkadaş da olsa sevgili de olsa bir insanın "hayatının bir parçası olmak için tutarlı bir çaba göstermesi" çok temel ve aslında basit bi önkoşul. dün biraz ağır konuştum sanırım ama haksız olduğumu sanmıyorum. hem şirazemin kaymasına da o sebep oldu, bunlar daha sakin de konuşulurdu, eğer insan olarak değer verdiğini bilmemi sağlasaydı, paylaştıklarımızın bir anlamı olduğunu hissettirseydi. bunlar için fırsatı da zamanı da vardı hem, kapalı da diildim, bekledim, o yüzden de içim rahat. samimiydim de tüm olay boyunca, o yüzden de içim rahat. dolayısıyla bi duygusallaşma üzüntü falan da olmadı, tepem attı, o kadar.

sadece deneyip yanılmaktan, böyle insanların hallerine zaman harcamaktan sıkıldım. çok şey istemiyorum ya, insanlara düzgün davranmak o kadar zor bişi diil.. walla bak, ben kendimden biliyorum, biraz empati biraz kibri-bencilliği-yani "ben ben ben"i törpüleyince, kendiliğinden oluyo zaten.. e buna çabalamayanla da ne işim olsun ki. kendimi çok önemsiyor beğeniyor filan diilim, (kendi kaybeder, hıh! demek diil yani derdim) söylediklerim şununla da ilgili biraz: ne bilm ben epey uğraşıyorum ya insanlara haksızlık etmemek, onları kırmamak, hak ettikleri değeri vermek ya da değer verdiğim insanların mutluluklarına emek harcamak için. ben kendimi biliyorum, dostluğun da sevgililiğin de hakkını veriyorum ben. hayatta çok şeyi iyi yapamıyor olabilirim ama bu iyi olduğum bir şey. insan ilişkileri hayatımın epey merkezinde çünkü, yani önemsiyorum kafa yoruyorum falan. o yüzden de saçma sapan özensizlikler yapan birisinin yüzüne bunu vurmam da olsa olsa adil, "fair enough". temelinde bu hislerle saydırdım işte biraz. kavga gürültü olsun diye de diil ha, it's just calling a spade a spade. yeterince de sabrettiğimi beklediğimi düşünüyorum. sana inanmıyorum ve hiçbir şeyi hak etmiyosun dedim. kendimce en azından sineye çekmemiş oldum galiba. kendimle aramda bi şey bu, kendime sadık olmakla falan alakalı, b. bunun çok dışında esasında. böyleyken böyle.

amaan beziyo ya insan.. bunlar işte konuşmaya bile gerek olmayan, çoktan halledilmiş, zaten var olması, çok normal kabul edilmesi gereken şeyler. esas mesele olsa olsa bunlardan sonra başlayacak-tı zaten. bi insanla daha en baştan böyle şeylerde çatışma yaşayınca, ohooo oturup bunları mı konuşucaz bu saatten sonra diyorum.

neyse, bunları anlamayacaksa, anlamı olmayacaksa, hiç olmasın daha iyi. kalablık gibi görünürken yalnız olmak daha zor, zaten yalnızsam yekten yalnız olayım ki yanılsamalar olmasın, en azından neyse onu bileyim.

o neyin ne kadarını anladı (anladı mı ki hiç sanki?), dönüp ne diye özetleyecek bu hadiseleri kendine, o da benle hiç alakası olan bişi diil, dolayısıyla umrumda da diil. kendi hayat anlamları içinde, her ne ise onlar -ki merak da etmiyorum artık-, nereye koyacaksa koyacak, tıpkı benim yaptığım gibi işte. ona ne-bana ne.

aslında kişi olarak b. pek yer de tutmadı hayatımda, çok derin bir mevzu da olmadı hiçbi zaman. ne o zaman? kendi kendime bunları anlatasım gelmiş demek ki. kendi kendime. kendi-kendime.. kendi(me). peki ya kimse anlamazsa?

istanbul
hosting