14 Aralık 2015, Pazartesi
saat: 23:07


Aslında ne biliyor musun? Az önce içim daralırken, ancak ders çalışmam gerektiğinin bilince olacak kadar büyümüş olduğum halde hala elimde telefonla bık bık sosyal medyada gereksiz vakit öldürürken, eskilerden bir arkadaşın fotoğrafıni gördüm ve dedim ki, bu kız benle tekrar iletişim kurmaya çalışıyordu aslında iyi de kızdı, abarttım mı ne?

www.youtube.com/watch?v=etSWnMGL8Ww&index=2&list=PL963BCF1B9B8A103C


Sonra oturdum profiline girdim instagramda bakıyorum, yumuşacık oldu içim yine; yine ay ya yazık ya ne güzel de arkadaştık bir öküzlük yapmıştı ama neydi.. diye düşünmeye başladım. - tam hatırlayamıyorum derken, ortak bir arkadaşımız ile ilgili bir fotoğraf gördüm ve ense tüylerim dikeldi.
Zamanında kendi tırtlığı uğruna beni nasıl ağlattığını falan hatırladım. Annem hastaneye yatacak, kanser deniyor elim ayağıma karışmış delirmiş durumdayım, hala onunla telefonda konuşuyorum ediyorum gaz veriyorum okulu ile ilgili vs.. En son bu kızı aşağılayan, ve sevmediğini bana söylediği biri, yine her zamanki gibi bir internet sitesinde kızı itin götüne sokmuştu ve ben de buna tepki göstermiştim, kızı korumak adına; ve ben kötü olmuştum.
Oha dedim hatırlıyorum
Hayatımda zerre etkisi olmayan sik beyinli birinin arkadaşıma/dostuma ettiği lafa kızıp, ne kadar da üzüldüğünü daha önce bana ifade ettiği için, sırf mutlu olsun yalnız hissetmesin diye savunmaya kalktığımda beni bir anda karşısındaki insana cici gözükmek için itin götüne sokmaya çalıştığını hatırladım..
Sonra da ortak arkadaşımızı da neden hayatımdan çıkardığımı hatırladım.
Tek kelimesi ile.
Bunların hepsinin ortak noktası da hep "samimiyet"e çıkıyor onu irdeledim biraz.
insanlar çok acayip. ve tabi ki ben de acayipimdir mutlaka.
ama be ben aslında buraya yazmasam da eve giderken yolda orda burda yaptığım şeyleri kafamda çevirip başkası olsam kendim hakkımda ne düşünürdüm diye düşünerek yaşayan insanım. hatta hatalı olduğuma kanaat getirdiğimde de o davranışı yapmamaya -bazen çenemi tutamayıp yapsam da - özen gösteren insanım.
hani kendi kendimi yönetebilme mekanizmam var ama başkası tarafından aşağılanır bir biçimde bana ayar verilmeye çalışıldığında gözüm seyriyor cinlerim tepeme çıkıyor ve kendimi cenderede hissediyorum.


neyse bunları düşündükten sonra dedim ki, ya evet napalım. Herkes kendisi bir yola giriyor. Ben affetmeyi severim - aslında affetmek de ağır kelam da nasıl anlatabilirim ki. Af da değil. Bir insan size yeniden geliyorsa zaten vardır bir sıkıntısı, eksiğinizi hissetmiştir dayanamıyordur vsdır. Ya da cidden çok yalnızdır size ihtiyacı vardır. Size göre hata ise bile, "size göre" dir. Aynı hamurla yoğrulmamışsınız sonuçta yoğuran da aynı değil. Elbette farklılıklar olacak derim. Af değil bu işte.

Neyse sonuç samimiyet ve saygıdan yana ise herkesin her an yanında durmaya varım ama, eh be güzel kızım, sen bana bu kazığı 2 kez attın?. 3. yü attıramam kusura bakma. Öyle kuru kuru hiçbir şey olmamış gibi giremezsin bir daha hayatıma. İşine geldiğinde kendini affettirmek için neler yapabileceğini bildiğini biliyorum. Bu iş annemi arayıp beni şikayet edip "ama hatice teyze ya zeynebi aradım ben" demek kadar ucuz değil.
ya abi 31 yaşındayım bu ne ayrıca.
hakaret gibi.

Neyse, sonra aklıma O. geldi.
Dedim ki o. dan önceden beri arkadaşım olan ya da sonradan arkadaşım olmuş insanları nasıl sildiğime ne kadar üzülsem de geri adım atmadığıma - bazen attığıma - defalarca şahit oldu bu adam. Ne durumda neye nasıl tepki verdğime defalarca şahit oldu. yeri geldi kendi yaptılarının 10 da birini bana biri yapmaya kalkınca delirdiği oldu, zeynebi üzemezsiniz diye - oldu mu hakikaten yoksa bunu kafamdan mı yazıyorum. neyse, sanırım bu noktayı kafamdan yazdım o. yu güzellemek için - ama kendisi defalarca insanlarn yaptıklarının kat be katını yaptı bana, saygısızca.. defalarca söyledim, anlamadı anlamak istemedi. Zira nasıl ben onu eleştirdiğimde kabulleri hep benim hatalarımı ön plana çıkarmak yoluyla kendi hatalarını red etmek üzerinden ilerliyorsa, benim ondan kaynaklanan üzüntülerimi kırgınlıklarımı da hep benim hastalıklarıma ilaçlarıma derslerime ailemin hastalıklarına hocamın kanserine verdi geçti gitt. Asla sorumluluk almak istemedi. Elindeki ile yetinip kendi kafasındaki yüceliğie sırtını dayadı ve ilerledi.. Bizim de sorunlarımız hep buradan kökenlendi. Bunları düşündüm işte.
Sonra derin bi nefes aldım. Ve dedim ki, O. ile defalarca başladık yeniden, hiçbirinde beni anlamadı. Bu kez bitti. Anlarsa bir şekilde ne yapacağını nasıl hayatıma yeniden gireceğini bulur anlamazsa zaten yaşananlar farklı olmayacağı için anlamı yoktur birbirimizi üzmeye devam ederiz dedim. Sonra derse başladım ama sana aklımdan geçenleri yazmak zorundayıdm yoksa rahat edemeyecektim.


Buradan süper rahat gözüküyorum biliyorum oysa öyle değilim. Cidden o kafalarda değilim. Öyle uzun uzun üzerinde düşünüp kendimi hazırladığım şeyler fln da değil bana sunulan suçlamalar gibi.
Sadece hayatımda saygının çok önemli bir unsur olduğunu samimiyetin mihenk taşı olduğunu keşfettim Biriyle gülmek için bu ikisinin olmasının kafi olmasına karar verdim. Ve bunlar yittikçe duygularımdan gittikçe uzaklaştığımı gördüm. Fotoğraflara bakıp ağlayarak bu durumlara geldim ben. Bugün rahat 2 saat fotoğraf bakmışımdır.

Bana " umarım mutlu olmazsın hiç" diyen adamı mutlu edecek yazılar bunlar ama, bir şey diyim mi umursamıyorum
Umarım benle ya da bensiz mutlu olur.
İsterse de kendi ayrılmış olsun bunu da umursamıyorum

Biz kadınlarda bir takıntı vardır cefasını ben çektim gidip başka kadını mutlu edecek korkusu. Etsin. Napıyım kendisi mutlu olacak ise o kadınla, o kadını mutlu etsin. O raddedeyim be cücük. Napıyım hırsımdan adam da mutsuz ben de mutsuzken ilişki mi devam ettirseydim.

Yediğim lafları mı yutayım
Tavırları mı yutayım
Ben daha babasıyla aramda geçen konuşmanın etkisinden çıkamamışken, O. zaten asla yardımcı olmadı. Her değiştim dediğinde değişemedi. Belli ki o öyle.. Ben böyleyim. Hayatı zehr etmenin manası yok

Belki özleyince olgunlaşır da suçlarını başkalarına atmaktan -burada başkası ben oluyorum - bıkar ve sorumluluk almaya karar verir. O zaman beni anlamış olur sanıyorum diye düşünüyorum...



Aklıma hep burger kingte otururken gözleri parlayarak yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bana baktığı zaman geliyor.

Ben yanımda somurtacak insanlara yukarıdan bakıcak mutsuzluktan kendini sürüyerek yürüyecek bir insan değil, gözlerinin içi gülecek bir insan istiyrum ya. "sen prenses değilsin tamam mı" diye yüzüme çemkirip kendini ispatlamak yerine, kılıma zarar gelmesin diye uğraşan birini istiyorum


zira ben öyleydim.
Biri ona omuz attığında omuz atan adamın üzerine yürümem de ondandır. Canı acıdı diyedir yanımdaki adamın, sevgilimin.
Komiktir değildir bilemeyeceğim ama bu dalga geçilip karşındaki kadını küçük düşürecek durum değildir.
Zaten bundan utanmışsan yanımda durma.


bak durup duruken yine gerildim hatırladıkça ettiği lafları fln.
süper peaceful şeyler yazmayı düşünüyordum oysa ki




istanbul
hosting