17 Aralık 2015, Perşembe
saat: 22:32


Dün bir yazı okudum şöyle diyordu yazıda,sizde sabahları işe giderken, metrobüsün camından ya da metroda oturup(ama en kenara) başınızı yaslayıp hayatın anlamını sorgulayanlardan mısınız ? Evet ben sizlerdenim, özellikle bu ara çok sorgulamaya başladım,neden bende bilmiyorum. Aslında uzun zamandır beklediğim huzura kavuştum, ama içsel sıkıntı diye bir gerçek var bu dünyada. Hani çevrenizdeki hiçkimsenin anlayamayacağı türden olan, biraz kekre biraz tuhaf olandan. İş yerinde bütün gün ekiplere 'evet arkadaşlar enerjik oluyoruz, motivasyon çok önemli deyip duruyorum e e pardon da adama sorarlar senin enerjin nerde canısı diye ;)Bu ara enerji dolu günlerimi özlüyorum belki de havalardan ya :)
Bir de şöyle bir durum var, birini hem özleyip hem de telefonda bile konuşmak istememek nasıl bir olay sizce, hele ki bu kişi babanız ise.. Oldukça madidar değil mi? Bugün annemle konuştum yine bu konuyu yine, her zaman söylediği gibi kızım babandır olsun sen ara dedi, yahu iyi de ben neden babam yokmuş gibi hissediyorum.. Geçen bir arkadaşımın babası ile fotosunu gördüm, sanki arkdaşı gibi zaman geçirmişler, neden ben yapamıyorum, benim neden babamla anılarım olmuyor, ben neden baba olayına hasret yaşamak zorundayım? Bir de annem dedi ki bugün, olur da ölürse vicdan yaparsın dedi, peki babam geceleri kafasını yastığa koyduğunda nası uyuyabiliyor,ilginç cidden.
O değil de şu anda güvendiğim annemden sonra ilk kişi huzuru bulduğum kişi, o hep olsun hayatımda, bu sefer diğerkiler gibi olmasın, ansızın gitmesin ya da ansızın bitmesin, çünkü bir kez gitti bir kez bitti, ikinciyi kaldıramam sanırım, söyliceklerim bu kadar :)

istanbul