20 Aralık 2015, Pazar
saat: 10:14


Anneme anlattım büşrayı, sen bayağı seviyosun bu kızı dedi bana anlatırken. o hissediyosa doğrudur.o yanılmaz. şüphesizki o yeryüzüne benim genetik şifrelerimi çözmek için gönderilmiş:)

hiç rol yapamam ona, yapmama gerek kalmaz zaten gözümden anlar herşeyi.

işte büşrayla aramdada böyle bi bağ olsun istiyorum. ben ağzımı açmadan ne diyeceğimi anlasın, gözümden bilsin herşeyi. onu nasıl sevdiğimi gözlerime baktığında ufacık bedenime sığmadığını, yüreğimden taştığını eğer benim olmazsa sel olup selde kendimi kaptırıp kaybolacagımı görsün, görsün ki iyi düşünsün bizi.

bal parçasından elleri, zeytin gibi gözleri, güneş sarısı saçları,bakınca huzur veren yüzü,güldüğünde gözüken inci gibi dişleri. sanarsın rönesans döneminde çizilen Botticelli'nin The Birth of Venus tablosu gibi izleyesim geliyor saatlerce.

Bu tablonun hikayesini bilenler vardır belki. Venüs bir köpükten oluşup deniz kabuğunun içinde
büyüyüp karaya çıkar adı afrodittir. İşte Büşra benim içim böyle bişey. Biraz Yunan Mitolojisi, biraz geçmişimden esintiler, biraz rus edebiyatı, biraz nazım şiiri. benim içime sığmamasının sebebi onun herşeyden esinlenerek yaratılmış olmasıdır belki.

www.youtube.com/watch?v=9Gfka25k7Bo

istanbul
hosting