|
22 Aralık 2015, Salı
saat: 21:55
"Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince Camın kırılan yerindeki maviliğini de Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri. " Louis Aragon sürrealizmin ne olduğunu en güzel Elsa'nın gözlerini anlatırken öğretti bize.. ve o gün dünya bambaşka bir yer oldu, o kadının gözlerinde... bir tutku bu kadar sürrealist yaşandı ve aşk o satırlarda öldü sessizce... şimdi hangi kadın nasıl güzel bakarsa baksın sevdiği adamın gözlerine; kaybolamayacak hiç bir adam o gözlerde böylesine... Elsa'nın gözlerinden sonra dünya bambaşka bir yer oldu günce... ve aşk; aşk işte o gün öldü Elsa'nın gözlerinde... | ||
|
|
||