24 Aralık 2015, Perşembe
saat: 05:11


süpermarket kasasında poşeti açamamak toplumumuzun en şiddetle kanayan yaralarındandır.

yemin ederim migros'a gitmek istemiyorum artık. her gidişimde, karar verme anımdan itibaren beni korkular sarıyor. o ana yaklaştıkça dizlerim titriyor, afakanlar basıyor.

- migros club kartınız var mı?
- malesef.
- dit. dit. on lira yermişbeş kuruş efendim.
- buyrun.

hışş, huşş.

işte o an zaman durur, etraftaki herkes size bakmaya başlar sanki. elleriniz kurudur ve açamadıkça daha da kurur. küçülürsünüz, küçülürsünüz. içinizden "açıl be allahın belası" dersiniz belki. elinize alıp ortasına doğru üflersiniz, açılmaz. kırpıştırırsınız böyle ellerinizle, çamaşır çitilercesine yine açılmaz. aldığınız 3 parça şeydir, elinizde götürme planları yaparsınız.

- hmmm, homm, homurr, hımırrr.

hemen ensenizde, aldığı sabun, migros çamaşır deterjanı, tuvalet kağıdı, 1 promosyondan dolayı hediye olan birbirine bantlı diş macunu gibi ürünleri, kasanın sonundaki havuz gibi olan yere atmaya başlayan yaşlı teyzenin homurtusu bu. hadi artık git diyor. belli ki yanından ayırmadığı migros club kartını vermiş dudağının yanında beni olan kasiyere, 10 parça ürününü 6 poşete koyup, yanına da fazladan 3 poşet daha alıp, karakteristik bir şekilde kokan evine gidecek.

ah be teyze, nasıl açıyorsun şu poşetleri. sırf bu yüzden migros a gitmiycem artık.
yaşasın mahalle bakkalı.
yaşasın dandik ama açık poşetler.

www.youtube.com/watch?v=liaMcRqwOKs

istanbul
hosting