|
01 Ocak 2016, Cuma
saat: 09:08
Türkün ateşle imtihanını bilmem, beni seninle olan imtihanım yaktı. Seni geçsem denizi görecektim, yeni bitkiler yetişecekti topraklarımda. Bağlarım salkım salkım üzüm verecekti; dallarımdan yağlı bağlı incirler sarkacaktı. Yepyeni yüzler tanıyacaktım, henüz yalana yabancı.. Sana günü gününe çalıştım oysa hep.. Seni sende dinledim. Ödevler çıkardım kıssadan hisse. Hem sözlü sevdim, hem yazılı. Gözlerinin içine bakmak kalbimi üç buçuktan dört attırırdı. Son fedâkarlığıma 100 versen geçecektim ama, astarını istememden korktun belli ki. Sevmemek, -en azından daha az sevmek için- tek ayak üstünde kırk yalan uydurur, kırkına da inanmazdım. Kendimi kendime gammazlardım; utanır da vazgeçerim diye.. Serpildim. Çokça büyüdüm senle olan imtihanımda. Bir kızı bin kişi ister, bir ben alamazdım, anladım. Son sürat geçmiştim senin de beni sevmenden.. Bir merhabaya tenezzülün yeterdi. Hiçbir yere çalışmadım; karşında doya doya aptallaşayım diye. Kopya çekmek aklımın ucundan bile geçmedi. Başkası gibi sevemezdim ya seni.. Velimi çağıracaksın diye ödümün kırmızı kablosu kopuyordu. Göz kapaklarım sımsıkı kavuşmuş, kan ter içinde uyanıyordum. Düşünsene.. diyordum kendime, Oğlunuz herkesin içinde beni seviyor, hem de hiç mi hiç utanmadan.. Nasıl bakardım insanların yüzüne ? Kalbimin yediği haltı nasıl açıklardım söylesene ?! Eğitim aşkı diye açıklıyordum zaman zaman. Sürekli yeni bir şeyler öğreniyor, her gün yeni bir şeyler katıyordum, son derece değersiz varlığıma. Her tenefüs aynı havayı tenefüs ediyorduk, kokun beni töhmet altında bırakıyordu. Derdim üzüm yemek miydi yoksa bağcıyı sevmek mi, anlayamıyordum. Girdiğim en güzel asma bahçesi, yediğim en tatlı üzüm de sendin; sırtımda kırılmış en acımasız sopa da. Ağzımdaki eşsiz tat, kırıklarımı iyi etmiyordu ama. Nolur kırılmış olmasın.. diyordum, içimde bir şeyler. Kırık olsa duramazdım bir saniye daha. Koşmalıydım, kaçmalıydım, olanca hızımla uzaklaşmalıydım her türlü tedavi yönteminden. Reddediyor değildim. Sadece, hastalığımı seviyordum, o kadar. Sırtımdaki kırığın ağzımdaki tadı yok etmesine izin vermiyordum. Uzanamadığım ciğere mundar; mutlu mesut yiyemediğim üzüme kırık demiyordum. Durdum metreler sonra. Önce nefesim, sonra dünyayla bağlantım kesildi. Kağıdı ilk gördüğüm anda anlamıştım boş kalacağını. Kaybımı da kabullenmiştim artık. O an bir tek kendime sarılmak istiyordum. Ah Tanrım, ne güzel seviyordum.. www.youtube.com/watch?v=ykBoK0uxtCc | ||
|
|
||