|
28 Şubat 2016, Pazar
saat: 20:03
Öyle bi cehennemden geldim ki termometrede 50'yi başka hiçbir yerde görmemiştim, göreceğimide sanmıyorum. Havaalanına bir inişim var gözlerim heryerde seni arıyor, sanki bulutların içinden çıktığım an güzel yüzünü görecekmişim gibi, sanki denize baktığımda gözlerine bakıyomuşum gibi, sanki şehre girer girmez burnumda kokunu duyuyomuşum gibi. Senden aldığım o haberin gümbürtüsü içimde vurup duruyor bi baştan bi başa, bir çocuğum olucak, annesi dünyalar güzeli ve bu çocuk seninle benim. Havalanında bulamıyorum seni,gerçi nasıl bulayım geleceğim saati bile haber verememiştim, vermemiştim aslında. Senin o halde bekleme salonlarında heder olmanı istemedim, Feriyedeki son seansta oynayan filmden çıktıgımızda yürüyerek gelirdikte Kabataş'a inen o yokuşta tam evinin sokağının başında eve az kalmasına rağmen dur şurada biraz soluklanalım diyip,omzuma yatıp önümüzde apartmanların arasında kalan denizle,gökyüzündeki yıldızları seyreder hiçbişey konuşmadan bile birbirimizi sevdiğimizi söylerdik. İşte o gün geldiğimde aradım onu geldiğimi söyledim ve havaalanından koşarak gidip elimde valizlerle gene orada buldum onu. beni orada bekliyodu, yüzü solmuş,düşünceli,dalgın,elinde ikimizin resmi vardı. beyaz üstüne lacivert pulları olan elbisesiyle merdivenlerde oturmuş beni bekliyodu.bavulları elimden atıp ona sarıldım. kokusunu ciğerlerime doldurdum. her zaman kendine has ten kokusuyla oradaydı.Kulağına beni çok mutlu ettin aşkım bir bebeğimiz olucak diye fısıldadım, Masumca gülümsedi,Eğildim karnında çocuğumuzun sesini duyarım belki diye kulağımı karnına koydum. O çok küçük daha dedi ama ben duyarım sen merak etme diyip susturdum onu, sonra acaba hangi gece oldu bu, şu geçen ay feriyede oynayan aşk filmden sonra mı oldu yoksa şu birbirimize şiir okuduğumuz gece mi belkide o başbaşa çok içtiğimiz gece olmuştur diye sormaya başladım. bilmiyorum dedi,hala dalgın dalgın bakıyodu. kız mı olur erkek mi acaba diye sordum, ne farkeder dedi, evet farketmezdi haklıydı.ama genede tutamadım kendimi işte, kızımız olursa senin kadar güzel olur sanırım,onunda saçları rüzgarda uçuşurken şehri altın rengi yaldızla boyamış gibi ışıl ışıl parlatır senin gibi dedim peki ya oğlumuz olursa diye sordu, onunla ilk basketbol oynayacağımız günü iple çekiyorum o zaman dediğimde yüzündeki gülümsemeyi görmeliydiniz, tanrı vardı tam oradaydı. Ona en güzel kitapları okuyup,ruhunu en güzel şiirlerle yeşertmek istiyorum,belki annesi gibi yetenekli olurlar bi müzik enstrümanı çalarlar, benim öyle özel bir yeteneğim yok, ama sen özelsin aşkım. sen çocukluğumun annesisin.. aramızda geçen bu diyaloğu unutmamın imkanı yok,istesemde unutamıyorum. bir cinnet anında tüm güzel hatıralarımızın kanıtı fotograflarımızı,mektuplarını hepsini yaktım ama içimden kazıyamadım seni. sen hala en derinde bi yerde kabuk bağlamış duruyosun, ben biraz derim nefes alsın diye kabuğu koparınca çağlayan gibi kanıyorsun içimde Seni o kadar çok özledim ki, benden çaldığın belki bir ömür var ama dünyaya bir kez daha gelsem gene al götür beni en kör kuyularda merdivensiz gezdir isterim. Asla unutmayacağım seni aşkım,söylediğin gibi her kadıköy-beşiktaş vapurunda seni anıp,her o vapurun karşıya geçisinde refakatçilik yapan martıların seslerinde seni duyuyorum. Toprağa düştüğün yaşın içimi acıtıyor sevgilim. www.youtube.com/watch?v=oujuomnMPiE | ||
|
|
||