|
29 Şubat 2016, Pazartesi
saat: 03:41
zor duygular anlatılmıyor kolay. nasıl anlatmak lazım ki. neyi anlatmak. neresinden tutmak. ben biz değilim. biz insanı değilim sanki. ben varım sen varsın. beraberiz ama ben benim. sen de sen olmalısın. derinlik mutsuzlukla ortaya çıkıyor. mutluluk insanı rutine sokan birşey. rutin mi mutluluktur yoksa mutsuzluk mu? mutsuzluğun var oluşu mutluluk sebebi olabilir mi? yoksa bu tamamen mazoşizm midir? aslında ne mutsuzluk mutluluktur ne de mazoşizme yol açar bu sebepten. mutsuzluk mutsuzluktur işte. ama sorun şu ki bazen mutluluk gibi görünen, öngörülen, tasavvur edilen veya her ne sikim ise o kavram aslında kendi içinde mutsuzluk barındırabilir. hatta gerçek mutsuzluk kaynağı mutluluk olarak addedilen şey bile olabilir. bu durumda kendi gerçekliğinizi seçmeniz ve twixin hangisini yiyecekseniz ötekisini benimle paylaşmanız son derece elzemdir. yoksa bertaraf olabilirsiniz ki bu günümüzde hiç mi hiç istemediğimiz pis bir şeydir. ve tabii ki insanlar pis şeyler istemezler. onlar kakadır. misal kokoreç. çoğu insan sevmez ama kokoreç çok güzeldir. özünde bok yoludur. bu durum onun çirkin olduğunu söylememize yol açamaz. veyahut anal seks. kimse bizim sabrımızı ölçmeye kalkmasın. biz anal seksi de iyi biliriz. sorun şu ki bazı mutluluklar mutsuzluğa dönüştü ve ben galiba bu şekil bir mutsuzluk peşinde değilim. kendi içimde mutsuzluğun peşinde olduğumu söylesem dahi bu tip bir şey değil benim istediğim. yaratıcılık mutluluktan beslenmiyor. bunu fark ettim. yaratıcılık için yalnız olmak gerekir. kendi iç sesini dinleyebilmen için dış dünyaya kulaklarını kapatman gerekiyor. ya gel kek yapalım kitap okuyalım şarap içip sevişelim... ya da git, şiir ol. bu saatlerde oturup günce yazmayı özlemişim. bu ne kafası diye sorarsan: www.youtube.com/watch?v=HXYjuEmSXZ8 arrivederci. | ||
|
|
||