|
01 Mart 2016, Salı
saat: 01:59
Annesiz olmak kötü bir duygu öncelikle. Eve gelince garip etraf. O hep izlediği evlendirme programı açık değil, mutfakta yemek kokusu yok. Tek başıma yemek yemekten nefret ettiğimi tekrar tekrar hatırladım. Hem sofrada konuşurdu oyle butun gün benim için biriktirmişçesine… Ben yalnızlığa doydum. Bugün 4. Gün . İşyerinde Yeliz in saçına yapışacam çok az kaldı hissediyorum. Şirket evraklarının bulunduğu dosyada evrak aramış da bulamamış. Ya sen ben gelmeden önce 2 sene öncesinin vergi levhsını güncel diye dosyaya koyan adamsın. Ben fark edip istemesem kıvranacaksın işine lazım olduğunda. Ulen mademki dosya karışık düzeltsene. Tüm bunların yanı sıra bu ne zamandan beri sadece benim görevim ve sen ne zamandan beri hangi yaptığın sağlam işe sırtını dayayıp benimle bu şekilde konuşuyosun.?? İş çıkışı Mevlana Kültür Sanat Derneğinde minyatür kursu vardı. Yeri işyerine uzak epey. Dolmuştan indikten sonra da bir 5-10 dakika yürüme mesafesi var. Ama mahalle Texas. Işık yok her yer kahve. Neyse taktım kulaklıkları. Bugün bununla yaşlandığımı anladım biliyor musun yoksa saçımdaki beyazlar falan hikaye. :( Çok tedirgin yürüdüm; iki üç adımda bir arkama dönüp durdum. Kızım sen Sakarya da o kulaklıkları taktığında herşeyi unuturdun be. Derneğin önüne vardım. Bir baktım Mesnevi okuma günlerinde okuma yapan hoca kapının önünde sandalye koymuş, sağında solunda da hazırolda insanlar. Birçoğunu görmüştüm önceden. Ama tam kapının önündelerdi işte. İçeri girmem için önlerinden geçmem gerekti. Birde derviş selamı veriyorlar birbirlerine böyle yarı eğiliyorlar. İyi akşamlar deyip girmem gerek benim ağzımdan başka bise çıkmaz kı. O da o ortama uymazdı. Cesaret edemedim. Gerisin geri eve geldim Çıt çıt sesler gelıyo heryerden  Bu da müthiş bi özgüven hikayesi olarak burada yerini alsın  | ||
|
|
||