07 Mart 2016, Pazar
saat: 00:33


özlem dolu çocukluğumun üzerinden çok yıllar geçti. yaş artık 30 artık. feci.

küçük, dinç, meraklı ve umutluydum bir zamanlar. bugün yorgun, eskimiş,umutsuz.

ailemden kalıcı olarak uzaktayım. yakınken de uzaktayım çünkü.

bir sevdiğim yok, beni seven kimse de. en son şirkette bir kız vardı kafamda soru işaretleri yaratan galiba onu da teoman konserine iki biletim var diyen reklamdaki elemana kaptırdık galiba. o reklam da eskidi sahi, herkes bilmez artık.

çok okurdum, artık okumam. zamanım mı yok halim mi, bilemedim.

bir anne, anneanne çorbası yemeyeli altı ayı geçti. sebze yemeği yaptıklarında ben yemezdim, aç kalmayayım diye yaptıkları bana özel tek kişilik köfte porsiyonları artık yok. yemeksepetinden joker çıkıyor en fazla. çoğu mekan malzemeden çalıyor.

ütü yapmak lazım, erken yatmak lazım işteki dünya kurtarmacalı haftalık değerlendirme sunumuna hazır olma uğruna. köprü geçmeli iş zor oluyor arkadaş.

çoook uzaklara gidip 0dan başlamak istiyorum aslında. ama galiba beni iyi edecek kadar uzak bu dünyada yok. 30 yaşından anne rahmine dönüp sıfırdan başlayabilir mi acaba insan? teknolojisi çıkar belki ama kesin pahalı olur. vergisi manyak olur bi kere.

içsel saçmalamalarım bile uzun sürmüyor artık, bir sonraki saçma cümlemi üretmeye üşeniyorum.

30 yaş feci arkadaş. hep en iyisine çalışırken iyileri kaybetmiş oluyor insan. o kadar hikayeler anlatılmıştı bu konu üzerine halbuki. insanlar hataları bilse de yapmaktan kurtulamıyor.

30 yaşında insan gökyüzüne bakmayı unutuyor. geceyi koklamayı unutuyor. sevmeyi unutuyor kendinden başkasını.

hayallerindeki eşinden bir çocuk istiyor. aile istiyor. leblebi tozu hala var mı bilinmez ama çocuğu yerken çaktırmadan leblebi tozundan otlanmak istiyor. yine küçüklüğündeki gibi anlık boğulmalar yaşamak istiyor.

hergün sakal kesmemek istiyor.

30 yaş garip oluyormuş. hayatın bir kısmına doyup bir kısmına daha çok acıkmakmış.

istanbul