|
12 Mart 2016, Cumartesi
saat: 01:09
Annemin kaderini yaşıyorum. 2003 yılında annemi kaybettim. 13 yaşındaydım. Annem kanserle 3 yıl savaşmıştı, ama doktorların dediğine göre annemin tümörü ile benimki arasında bir benzerlik yok. Anaplastik troid kanseriydi onunki... sonra metastaz. 17 şubatta meme kanseri tanısı kondu bana. Hangisi daha kötü bilmiyorum. 26 yaşında olmam mı? 4 aylık evli olmam mı? Tümörümün aslında korkunç bir tümör olması mı? Yoksa 12 kür boyunca en ağır kemoterapi tedavisini görecek olmam mı? En az 12 kür. İnsanların hayatlarının 180 derece değiştiği anlar vardır. Bilmiyorum ki bu anları herkes mi yaşar, yaşam boyunca kaç defa yaşar. Ben 2 kere yaşadım. Biri annem öldüğünde, diğeri de kanser olduğumu öğrendiğimde. Bu anları yaşar yaşamaz bir sonraki saniyeler asla geçmişteki yaşantım gibi olmadı. "İki memeni de kökünden söksek alsak bu tümör çok hızlı bir şekilde metastaz yapacak." 2 ay sonra son safhaya geçmiş olabilirmişim. İlk Kemoterapi 29 şubatta verildi. Korkunç bişey, o andan beri, cehennemi bu dünyada yaşıyorum. Hemen öleceğimi bilsem, bu tedaviyi reddederdim. İnsan neden son anlarını kemoterapinin esareti altında yaşasın ki? Bugün kendimi biraz iyi hissettiğim için ve hala saçım dökülmediği için sinemaya gitmek istedim. Konusunu bilmeden deadpoola gittim. Günlerdir düşündüğüm şey bir cümleyle filmde geçiyor. O da şöyle bir şeydi sanırım: Kanser bana değil de sevdiklerime daha çok acı veriyor. En büyük azap da, bunu izlemek ve yaşamak. Sadece sabır diliyorum. Bana ve sevdiklerime. | ||
|
|
||